İnsanlık, bilhassa da Müslümanlar hataya
düşmemeli. Ahmak olmamalı, önüne konulan
şeyleri hemen din zannetmemeli. Kendi
kendini aldatmamalı, araştırmalı. Sahi Kur’an
bize ne diyor, doğruyu kim söylüyor, söylenenleri
Kur’an ayetleri ile karşılaştırmam lazım
demelidirler. Avama uymamalı, yani her
gelen şeye tamam dememeli, sürüleşmemeli,
Kur’an’daki ayetleri anlayarak okumalıdır.
Kur’an’ın uyardığı ve ders alın dediği şu ayete
bakâlim. Kişileri kutsallaştırıp, ruhbanlık vermek.
Yani Allah adına iş yaptırmak, hüküm
koydurup dinleştirerek, ilahlar edinmektir.
“Uydurdukları ruhbanlığa gelince onu biz
yazmadık, söylemedik. Fakat kendileri Allah
rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da
gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman
edenlere (kitaba, Allah’ın emrine şirksiz uymak)
mükâfatlarını verdik, içlerinden çoğu
da yoldan çıkmışlardır.” (57/ Hadid 27)
Aslında Kur’an, şeytanın insanla alay ettiğini
acı bir şekil de ortaya koyarak, bizleri uyarıyor.
“Şeytan insanlara söz verir ve onları ümitlendirir;
hâlbuki şeytanın insanlara söz vermesi
aldatmacadan başka bir şey değildir. “ (4/Nisa
120)
“İnsanları mutlaka saptıracağım, muhakkak
onları boş vaatlere boğacağım, kesinlikle
onlara emredeceğim de putları için hayvanlarının
kulaklarını işaretleyip yaracaklar.
Şüphesiz onlara emredeceğim de Allah’ın yarattıklarını
değiştirecekler. Kim Allah’ı bırakır
da şeytanı dost edinirse elbette apaçık bir ziyana
düşmüştür.” (4/Nisa 119)
Bu ayetler bize şunu belirtiyor. Şeytan, insanın
başarısını, kuvvetini yine insanların kötülüğü
için kullanıyor. İnsanı şirk tuzağına düşürüp,
Allah’a kulluktan uzaklaştırıyor. Sonra
da, ben Allah’dan korkarım, sizden yani inkâra
düşen insanlardan uzağım diyor.
Nasrettin Hoca’nın bir fıkrasını anlatırlar:
Eşeğe yük olarak odunu yüklemiş, biraz da
gaz yağı dökmüş, bir kibrit çalmış ve eşeğe
şöyle demiş, aklın varsa göle (suya), aklın
yoksa çöle, demiş. İnsanlar eğer akıllı düşünürlerse,
işte Kur’an ayetleri; ya teslim olurlar,
ya da Allah’a kullukta yanlış yolu seçmiş
olurlar. Ama aslında insanın şeytanı emrine
alıp boyun eğdireceği de, yine Kur’an’da
açıklanıyor. Hz. Süleymanın, şeytanları bina
yapımında işçi ve denizlerde dalgıç olarak çalıştırdığı
bildiriliyor.
“Şeytanlar arasından, Süleyman için dalgıçlık
eden ve inciler çıkaran, yine bundan başka işler
görenler vardı. Biz onları gözetim altında
tutuyorduk.” (21/Enbiya 82)
“Bunun üzerine biz de istediği yere Süleyman’ın
emri ile kolayca giden rüzgâr, bina ve
dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla
bağlı diğer yaratıkları onun emrine verdik.”
(38/Sad – 36- 37 – 38)
Şeytan bu ayetler de Allah’ın güvendiği insanın
kandırılarak isyan ettirileceğini. Adeta
ispata kalkıyor. Şeytan, İnsanın isyan ettiğinde
de, ben senden uzağım diyor. Şeytan, ben
Allah’dan korkarım diyor.
Allah’da diyor ki, ben insana güveniyorum,
gerçekten benden korkanları sen saptıramazsın,
isyan ettiremezsin, şirk koşturamazsın,
ey şeytan, sen ancak seni dost edinen, yoldan
çıkmışlara hâkim olursun diyor. Ve Şeytandan
kurtulmak için şöyle dememizi istiyor
“Kur’an okunduğu zaman o kovulmuş Şeytan’dan
Allah’a sığının.” (16/Nahl 98)
Bu sığınmanın da Euzübillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmanırrahim. Rahman ve
Rahim olan Allah’ın adıyla demektir.
“Üzerine Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanlar-
dan yemeyin, muhakkak bu büyük
günahtır. Gerçekten şeytanlar dostlarına,
evliyalarına sizinle mücadele etmeleri için
telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız,
şüphesiz siz de Allah’a ortak (şirk) koşmuş
olursunuz.” (6/Enam 121)
Bize yani insana düşen, Allah’a güvenip teslim
olmak, emrine uymaktır. Şeytanı haklı
çıkartacak isyan, şirk gibi hatalara düşmemektir.
İmtihan ve sınandığımız bu dünya
da bizden istenen Allah’ın emrine uymak.
Şeytanın emrine uymak değil, bizi yaratan
var iken, niçin yaratılmış olan şeytana ve nefsimizin
heva ve hevesine uyalım? Niçin sürüleşerek
başkalarını taklide düşelim? Niçin
düşünüp doğruyu eğriden ayırt etmeyelim?
Sonunda pişman olacak kim olur? Biz oluruz.
“Bunun üzerine ey Adem! Dedik, bu şeytan
hem senin için, hemde eşin için büyük bir
düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkartmasın;
sonra yorulur sıkıntı çekersiniz.” (20/Taha
117)
“Derken şeytan onun aklını karıştırıp, ey
Adem dedi, sana ebedilik ağacını ve sonu gelmez
bir saltanatı göstereyim mi?”
ADEM (AS) VE ŞEYTAN 3

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla