O zaman şöyle bir soru olabilir. Görmediğimiz Allah’a nasıl inanalım? Peki, öyleyse görmediğimiz şeylere inanmayalım mı? Şimdi soruyorum. Sesimiz var mı? var, sesimizi inkar edebilir miyiz? Göremediğimiz ve görmediğimiz için? var, ama göremiyoruz, sesimizin varlığını hissediyoruz, rüzgar esiyor, fakat göremiyoruz, teneffüs ettiğimiz havayı göremiyoruz diye bunları inkar mı edelim? Varlıklarını sadece hissediyoruz. Bir tarla düşünün ki, çok sayıda bitkiler ve meyveler yetişen. Aynı hava’yı ve aynı suyu, aynı gübreyi ve aynı güneşi alan, bitkiler. Kendilerine lazım olan, vitamin ve mineralleri, topraktan, nasıl alıp ve kendi bünyelerinde toplayarak, görevi gereği insanlığa ve canlılara ikram ediyorlarsa? Aynı, yan yana, topraktan çıkan, meyve ağacı veya yeşil sebze ot yaratanımızdan öyle bir emir almış ki, acı ayrı, tatlı ayrı, ekşi ayrı A,B, C, D vitaminleri ya ayrı veya birlikte bulunuyorlar.
Yemyeşil bitkiden, rengarenk çiçekler oluyor, kırmızı, beyaz, mavi, yeşil, mor ve sarı gibi, çok çeşitli renkte ve kokuda, lezzette üreyip, Allah’tan aldıkları görevlerini yapıyorlar. Peki, bunlar hangi fizik, kimya, iktisat, hukuk fakültelerini okumuşlar da, kendilerine lazım olan vitamin ve mineralleri topraktan alarak yetiştirip, depoluyorlar. İşte bunlara bu görevi veren, geliştiren, yetiştiren ilahi bir kanuna göre, zamanı ve iklimi ayarlayan bir güç var. Bu güce ilahi güç diyoruz. Bu gücü yetkisinde bulunduran, yöneten varlığa da Allah diyoruz. Bu varlığı gözümüzle göremiyoruz fakat hissediyoruz ki, bu varlık Allah’tır.
25/ Furkan 59. “Allah gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı aşama da yaratan, arşa istiva eden, yani ona hükmeden Rahmandır. Bunu bir bilene sor.” Yine 7/Araf 54-, 10/ Yunus 3-, 11/Hud 7-, 32/Secde 4-, 50/ Kaf 38-, 57/ Hadid 4 -, 41/ Fussilet 9,10, gibi. Allah, bu ve benzeri diğer ayetler de, ayrıca yaratmayı da emreden olduğunu ve işleri yerli yerinde, idare eden olduğunu ve Allah’ın izni olmadan, hiç kimsenin şefaatçi olamayacağını ve hanginizin amelinin daha güzel olacağını ve insanları Kendisine kulluk yapmak için yarattığını, 51/ Zariat 56. “Ben, Cinleri ve insanları, ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım. Ve ölümden sonra tekrar hesap için diriltileceksiniz. Ve Allah’tan başka ne bir dost, veli, ne de, başka bir şefaatçiniz vardır. Artık düşünüp, öğüt almaz mısınız.” buyuran, Allah’a yorgunluk çökmeyen, uyumayan, yerden göğe, gökten yere, ineni ve çıkanı bilen ve daima insanlarla bir olan Allah olarak İhlas (Gulhü vellahü ehad) suresi: 1,2,3,4. “ De ki: O Allah birdir. Allah sameddir, hiçbir şeye muhtaç değildir. Allah doğmamıştır, doğurmamıştır ve doğurtmamıştır. Allah’ın hiçbir dengi yoktur.” 6/ Enam 100. “ Cinleri Allah yaratmıştır. Ama Cinleri Allah’a ortak koştular ve bilgisizce O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Haşa, Allah onların ileri sürdüğü vasıflardan uzak ve yücedir. Allah’a böylece ortak koşuyorlar.” 6 / Enam 101. “ Allah göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. O’nun eşi olmadığı halde nasıl çocuğu olabilir. Her şeyi Allah yaratmıştır her şeyi hakkıyla bilen yine Allah’tır.” 39/ Zümer 36. “ Allah kuluna kafi değil midir? Seni Allah’tan başkalarıyla korkutuyorlar.” Yine, 16/ Nahl 74. “Allah’a birtakım benzerler icat etmeyin. Allah her şeyi bilir siz bilemezsiniz.” 36/ Yasin 74. Onlar, yardım göreceklerini umarak Allah’ın yanında ilahlar edindiler.”

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla