Aslında Atom Çekirgenin serüvenleri daha sayfalar
dolusu olurdu. Böyle üç bölüm beş bölümle bitecek
cinsten değildi.
Çünkü Atom Çekirgenin daha kendi mıntıkasında
bulunan iki kilere sıçrayıp daha sonra da o kilere
yavrularının sıçramasını isteyip ve çok yükseklerde
yer almasını sağladığı gibi birçok serüvenlerini yazacaktım.
Atom Karıncanın pardon Atom Çekirgenin bir beladiyede
yaptığı 15 yıllık görevi beğenmeyip o şehrin
büyük beladiyesinin başına geçmeyi bile planladığı,
bunu yapamazsa daha yukarılarda bir devlet büyüğüne
danışmak olmak için girişimlerde bulunduğu
gibi serüvenleri de bu sütunlarda yer alacaktı.
Ama çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir bürokrat
ve birkaç dostum, arkadaşım bu yazı dizisine artık bir
son vermemin daha doğru olacağını belirterek benim
bu konuyu bir kez daha düşünüp ondan sonra ne
yapacağıma karar vermemi istediler.
Ben de oturup düşündüm ve o insanların ricasını
geri çevirmemeye şayet Atom Çekirge bundan sonra
da aynı hatalara devam ederse yeniden yeni bir yazı
dizisinde olanları anlatmaya karar verdim.
Çünkü bu şehirde bizi herkes çok iyi tanır. Ben ve
ekibim Öyle 300 liraya 500 yüz liraya tenezzül edip
birilerine şantajda bulunacak ve tehdit edecek bir
yapıya sahip değiliz.
Şayet Atom Çekirge ve ekibi bizi 500 liraya satın
alabileceğini veya satabileceğini düşünüyorlarsa işte
bunda çok yanılıyorlar demektir.
Şunu bir kez daha belirteyim ki birileri bizi dünyanın
hiçbir parasına satın alamazlar ve satamazlar
da. Çünkü böyle bir para daha icat edilmiş basılmış
değildir.
Biz bu güne kadar hep doğru bildiğimizi yaptık ve
yapmaya da devam ediyoruz.
Aslında ben olup bitenleri kamuoyuna anlatmayı
kendim için bir görev saydığım için bu yazı dizisine
başlamıştım.
Fakat ben vefa göstermesini de, dur deyince durmasını
da bilen insanım.
Durmamı isteyen hatırlı dostlarım gibi serüvenleri
anlatmakla bitmeyecek Atom Çekirgeye de vefa borcum
olduğuna inandığım için işi daha fazla uzatmak
istemedim.
Biz ıspanak bahçesini sökenlerden değiliz. Biz hatır
için bırak çiğ tavuğu yemeyi dostumuzun arkadaşımızın
öldürdüğü insanın cesedini bile yemeye talip
olacak kadar yürekliyiz, vefalıyız.
Yahu bu da nereden çıktı dememeniz için bu sözün
doğduğu fıkrayı anlatacağım.
Eskiden bir baba bir de oğlu varmış. Genç adam her
gün babasına durmadan arkadaşlarım şöyle arkadaşlarım
böyle diye anlatıp dururmuş. Baba ne yapsın
ancak oğluna öğüt nasihat verirmiş ama oğlu bir türlü
anlamazmış. Bir gün bir koyunu kesip bir çuvala
koymuş. Daha sonra da oğlunu yanına çağırmış “Oğlum
benim elimden bir kaza çıktı falan adamla kavga
etmiştik vurup onu öldürdüm cesetdini de şu çuvala
koydum. Sen şu meşhur arkadaşlarını çağır da bu işi
bir halletsinler ne yapacaklarsa yapsınlar” demiş.
Genç adam gidip arkadaşlarını çağırmış ve durumu
anlatmış. Arkadaşları ise hemen kolları sıvayıp evin
bahçesindeki ıspanakları söküp yerine bir kuyu kazıp
içinde ceset olduğunu zannettikleri çuvalı oraya
gömmüşler üzerini kapatıp söktükleri ıspanakları da
yeniden yerine dikmişler.
Sabah olup güneş vurunca ıspanaklar solup gitmiş.
Bu durumdan şüphelenen komşu hemen adamı
köyün muhtarına ihbar etmiş muhtar gelip ıspanakları
söküp altına baksa ki çuvalın içersinde bir koyun
ölüsü var.
Adamdan özür dileyip işine dönmüş.
Arkadaşlarının yanlış yaptığını oğluna anlatmak
isteyen baba akşam olunca olup bitenlerden habersiz
oğluna “oğlum git falan amcanı filan dayını çağır
gelsinler” diyerek kendi dostlarını arkadaşlarını
çağırtmış. Arkadaşları gelince de daha önce oğlunun
arkadaşlarına söylediği gibi ben bir adam öldürüp
şu çuvala koydum ne yaparsanız yapın beni bu işten
kurtarın demiş.
Adamın arkadaşları hiç düşünmeden “Yahu şu senin
üzüldüğün şeye bak biz o cesedi birer parça yer bitirir
ve kaybederiz kimsenin de kulağı duymaz” demişler
bir de çuvalı açıp baksalar ki içerisinde başı kesilmiş
bir koyun var oturup afiyetle o koyunun etini bir
güzel yemişler.
Söylenen göre birisi yanlış ve eksik bir iş yaptığı
zaman “Biz ıspanak bahçesini sökenlerden değil
öldürülmüş adamın etini yiyenlerdeniz” derler.
İşte bizde ıspanak bahçesini sökenlerden değil çiğ
insan eti yemeye talip olan dostlardanız dost hatırını
biliriz ahde vefayı biliriz ve bunun için dostlarımı
kırmayıp Atom Çekirgenin serüvenlerini anlatmayı
burada kestik.
Dilerim Atom Çekirge ve ekibi bu yazılanlardan
kendilerine bir hisse çıkarıp ders almışlardır. Bir daha
da aynı hataya düşmezler. Benim gibi birisini ne para
ile satmaya ne de satın almaya kalkmazlar.
Şayet bir hatamız yanlışımız olmuşsa da Kayseri halkından
ve kıymetli okurlarımızdan özür dileriz.
Umarım okurlarımız da bizi hoş görecektir. Başka
çekirgelerin serüvenlerini anlatan yazı dizilerinde
buluşmak umuduyla hoşça kalın.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla