Kayseri Küçük Millet Meclisi (KMM) Ocak ayı birleşmesinin konuğu olan Avukat Mehmet Sarı, OHAL rejiminin anayasal olduğunu söyledi ve son günlerde çok tartışılan sivillere yargı muafiyetine dair KHK’nın yalnızca 15 ve 16 Temmuz’u kapsadığını söyledi. 

Kocasinan Belediyesi Meclis Salonunda gerçekleştirilen Kayseri KMM Ocak ayı birleşmesinin konuğu Avukat Mehmet Sarı, Kanun Hükmünde Kararnameler ile ilgili olarak katılımcılara bilgi verdi. OHAL’in bazılarınca iddia edildiği gibi illegal bir süreç olmadığını savunan Sarı, “Türkiye’de 15 Temmuz’dan sonra anlaşıldı ki, mevcut şartlarda devletin içine sirayet etmiş, devletin her tür kademesinde örgütsel mensubiyetiyle, devletin en yetkili mercilerinde verilen emirleri icra etmeden ziyade, kendi örgütsel ilişkisi çerçevesinde hareket eden bazı memurları var. Dolayısıyla bunlarla mücadele edebilmek, bir anlamda devlet kendisiyle mücadele edebilmek için OHAL ilan edildi. OHAL rejimi bir anayasal kurumdur. Dolayısıyla, bugün sanki, hukuk dışına çıkılmış bir illegal yönetim algısı söylemi, anayasayı reddetmek anlamına gelir” dedi.

“Yargı sistemi büyük yara aldı”
OHAL sürecinde yargının ciddi bir yara aldığını belirten Sarı, “Normal şartlarda Yargıtay’daki bir davada 8 ayda çıkan bir dosya, 1buçuk 2 yıllara sarî oldu. Bunun ilk nedeni, içtihat mahkemesi niteliğindeki Yargıtay’da 24 raportör üye ile devam eden bir dairenin, 8 raportör üye ile devam etme durumuna düşmesi” dedi.

“OHAL ile ilgili olmayan düzenlemeler vatandaşların taleplerine pratik çözüm getirmek için”
Kar lastiği kullanımı, taşeron düzenlemesi gibi OHAL şartları ile ilgili olmayan bazı KHK’ların çıkarılmasının eleştirildiğini hatırlatan Sarı, söz konusu KHK’ların çıkarılmasını Meclis’in yavaş işleyişinden kaynaklı olarak vatandaşların bazı taleplerine hızla cevap verme niyetine bağladı. Sarı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Meclis’in yasama faaliyetine, bütçe görüşmelerinden dolayı Şubat gibi başlayacağını, bunun tekrar genel kurula ve komisyonlara gelmesi ve tüm partilerin ittifak ettiğini düşünürsek yasalaşma sürecini dikkate aldığımızda, herhangi bir konu ile ilgili düzenleme yapmada zamanın uzayacağını biliyoruz. Bunun nedeni olarak, vatandaşın talep ve beklentilerinin pratik olarak çözülmesi için bu yola başvurulduğu ifade ediliyor.”

“Sivillere yargı muafiyeti 15 ve 16 Temmuz’u kapsar”
Sarı, son olarak 696 sayılı KHK’nın 121’inci maddesindeki, sivillere yargı muafiyetini getiren; ‘15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbenin bastırılması eylemlerinin ve bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler için yargı muafiyetinin getirilmesi’ne dair maddenin, yalnızca 15 ve 16 Temmuz’u kapsadığını ifade etti. Sarı, sözlerini şöyle tamamladı:

“15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsü ve eylemleri ve bunun devamı niteliği, cümlesi örneğin bir ay sonra gerçekleşecek bir hadiseyi kast etmiyor. Bu cümlenin bu denli geniş yorumlanması durumunda Türkiye’deki yargı sisteminin tamamını kaldırmış oluyorsunuz. Bir hukuk kavramı olarak, ‘temadî’ yani devam eden suçlar bakımından bu, belli bir zamana yayılan suçlardır. Son hareketin bittiği an, suçun gerçekleştiği andır. Dolayısıyla darbe kalkışması sadece 3 askerin eylemi ve onların derdest edilmesiyle bitmedi; temadî dediğimiz, suçun süreklilik arz eden hali 15 Temmuz’un sabahında, belki daha evvelinde başladı, 16 Temmuz’a sarî oldu ve 16 Temmuz’daki son bastırılma anına kadar devam etti.”

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla