Değerli okurlarım

Bu gün sizlerle  öğretmenlik  yaptığım yıllardan birkaç anımı paylaşmak istedim.

Birkaç gün önce bir markette  önüme geçen biri ,

_ Hocam,  ver elini öpeyim..   diyerek elime sarıldı..El öptürmeyi çok sevmem. Israr etti Gel ben seni öpeyim dedim ve yanaklarından öptüm. Ne garip ki kimi öptüğümü henüz tam bilmiyordum..İkimizde  dikildik.

  • Hocam,galiba beni bilemediniz. dedi .
  • _Evet Sizi çıkaramadım.
  • _ Yıllar önce bir gün sabah erken saatlerde çay içmeye kahveye geldiniz. Ben sekiz yaşında  garsonluk yapıyordum. Beni yanınıza çağırıp Oğlum sen okula gitmiyormusun diye sordunuz. Bende   babam yok, anam çanta defter alamadı beni ve kardeşlerimi okula göndermedi biz buralı değiliz ,doğudan geldik, dedi.. Orada bulunan beş altı kişiye hitaben.
  • –Beyler hanımlar iki dakikanızı alacağım..Bu gördüğünüz adam beni okutmadı ama benim ve kardeşlerimin asıl öğretmeni .Biz okula gidemiyorduk bu adam bana ve iki kardeşime çanta, önlük, defter kalem alarak bizi ilk okula gönderdi, iki gün sonra da okula geleler bizi kontrol etti. o sene tüm kırtasiye ihtiyaçlarımızı da aldı. Onun için elini öpmek istedim. Belki 25 senedir de görmemiştim..
  • İşte o zaman benim zeton düştü ve M.G. yi hatırladım. Tekrar bana sarıldı ısrarla elimi öptü. Bende
  • -M. Oğlum ben insanlık görevimi yaptım hakkımı helal ediyorum diyerek ayrıldım.
  • 1967 yılında İncesu Karahöyük köyünde çalışıyorum..Okul açılalı 15-20 gün olmuştu. Sokağın birinde  Doğuştan  felç geçirmiş   yürüyemeyen bir kız çocuğu gördüm.  Evin  avlusuna  girerek ailesini  çağırdım Anne si geldi.. Bu çocuğu okula niçin göndermediklerini sordum. Felçli yürüyemez nasıl gidip gelecek  dedi  o arada  çocuğun  üvey babasıymış o da geldi..
  • -Ben götürür getiririm dedim. Uzun uğraşlar sonunda öğle yemeğini ben kızımla evimde  yediririm deyince  anne ve babayı ikna ettim.Sabahları anne getirdi,öğle yemeğini bizim evde (Okulun lojmanı) bizimle yedi, tuvalet işinide 5.sınıftaki büyük kız çocukları götürüp getirdi. Bu tam iki yıl sürdü. Bu arada hiç yürüyemeyen ve sürünen çocuğu bastonla yürütmeyi de başardık..
  • Değerli okurlarım ,
  • Gelelim buna benzer bir başkasına. Yıl 1979 .İncesu Atatürk İlkokuluna müdür oldum. Evden okula giderken her sabah yolumun üstünde yine bir çocuğun hep oturduğunu felçli olduğunu öğrendim. Ailesiyle görüştüm başlangıçta itiraz ettiler Çocuk dokuz yaşına gelmiş ama yedi yaşındaki çocuklar kadar gelişmemişti. Birinci sınıfı okutan iki şube öğretmeniyle de görüştüm. İkiside seve seve dediler.
  • Yine bir sabah giderken yanındaki annesine yarın bu çocuğu ben sırtıma alıp götüreceğim. Babası göndermek istemiyor dedi. Dinlemedim. Sen hazırla dedim.  Kadın babaya söylemeden çocuğu hazırlamış. Sabah çocuğu sırtıma alıp okula götürdüm..Benim odanın  yanındaki Sınıf öğretmenine çocuğu teslim ettim. (Saime Kara)  tuvalet işini ben ve ben olmazsam  hizmetliler çocuğu götürecek dedim.. Öğretmen arkadaşım
  • _Hayır hocam kimseye gerek yok bende götürürüm dedi. O yıllar okulumuz sabahçı öğleciydi. Ev yakındı. Öğleyin ben eve bırakıp geliyordum. 3-4 gün sonra bir teneffüste öğretmenler odasına çocuğun babası geldi.  Çocuğu götürüp getirmeme itiraz etti.  Bayağı ağır sözler kullandı. Önce dinledim. Sonra Müdür odasına alıp götürdüm BU seferde ben ona kızdım.. Bu çocuk okula gelecek aksi halde sizi mahkemeye vereceğim dedim.. Gönderdim.. Ertesi gün yine çocuğu alıp geldim.. İlçemiz Kaymakamı Levent Günçal’ın eşi ( GÜLŞEN )  hanımda  bizim okulumuzda ama  o öğleci olduğundan durumu görmemişti. Arkadaşlar iki gün sonra anlatmışlar O da gidip beyine söylemiş.  Ertesi sabah saat onda Kaymakam okula geldi. Durumu açtı bende olup bitenleri anlattım..
  • -Şöforuma söyleyeceğim her gün bu çocuk bizim makam arabamızla gelip gidecek biz burada olmazsak  diğer  devlet araçları kullanılacak dedi.. O öğrencimiz şimdi büyük illerimizin biriminde tapu müdürü olarak çalışıyor..
  • Değerli okurlarım

Tüm öğretmenler buna benzer birçok olayları yaşamışlardır. Kimi  bedenen kimi fikren kimiside maddeten  özverilerde bulunmuşlardır. Kimisi geçim sıkıntısı çekmiş, kimisi boş zamanlarında inşaatlarda işcilik, pazarlarda çığırtkanlık yapmışlardır.   Her yerde  ve her zaman BEN ÖĞRETMENİM DİYENLERİN  ve şu an  görev yapan tüm öğretmenlerin hakkını yiyen ,devlet malını har vurup harman savuran,  devlet paralarıyla sülalesini zengin eden   ben ne dersem o olur diyen zihniyetlere de hakkımı helal etmiyorum.. Fedakar  ve cefakar   tüm öğretmenlere  saygıyla  sevgiyle şükranlarımı sunuyorum.. Başta baş öğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk ve  ölenlere rahmet diliyorum. Kalın sağlıcakla ..

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla