23/Müminun 88, “Eğer biliyorsanız söyleyin bakalım, her şeyin melekutu/mülkiyeti ve yönetimi kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmayan buna muhtaç olmayan kimdir diye sor.” 23/Müminun 89, “Bunların hepsi Allah’ındır diyecekler. Öyle ise nasıl olup da büyülenmiş gibi davranıyorsunuz.” 23/Müminun 116, “Mutlak hüküm, hakim ve emenlik sahibi olan Allah çok yücedir.Allah’tan başka tanrı yoktur, O yüce arşın sahibi ve hükmedenidir.” Allah kainatı ve içindeki varlıkları yaratıyor, onlara yasa koyuyor/kitapla, sahip çıkıyor, yaratıyor, yönetiyor, rızıklar veriyor, peygamberler görevlendiriyor, akıl veriyor uyarıyor, açıklıyor ve sorumlu tutuyor. Bizler din konusunda tek kaynak olan Kuran’da birleşebilsek, hükümleri Kuran’dan verebilsek ne kafalar karışacak, ne ihtilaflar olacaktır. Bizler ne yapıyoruz, şu hadis bu konuyu şöyle açıklıyor, falan mezhebe göre şöyle, filan tarikata göre böyle, şu alim şöyle görüş belirtmiş diyoruz onun için kafalar karışıyor, aynı sözleri söyleyemiyor ve ihtilafa düşüyoruz. Allah tek hüküm sahibi, Kuran tek hüküm kaynağı olsun bakın nasıl her şey düzelecektir. Efendim Kuran’da her şey yok deniyor, bu zaten Kuran’dan haberi olmayanın sözüdür. 6/Enam 38, “…Biz o kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık…” 18/Kehf 54, “ Hakikaten biz bu Kuran’da insanlar için her türlü misali sayıp dökmüşüzdür, fakat tartışmaya en çok düşkün varlık insandır.” Kuran’da yoksa o zaten din değil ve sorumlu değiliz. 5/Maide 101, “Ey iman edenler açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyleri sormayın… açıklanmadığına göre Allah onları affetmiş din saymamıştır, Allah çok bağışlayıcıdır, aceleci değildir.” Allah din saymamış, ama insanlar zorla kendilerine din ediniyorlar, bu da hüküm koydukları için şirk oluyor.
ŞEFAAT YALNIZ VE SADECE ALLAH’A AİTTİR
Günümüz insanlarını ve de Müslüman’larını kandırıp ayağının kaymasını sağlayan ve tevhit inancından saptıran konuların başında şefaat etme algısının yanlış anlatılması ve anlaşılması gelmektedir. Şefaat, bir kimsenin bağışlanmasını istemek, ve günahı olan kimsenin affedilmesi için sadece Allah’a dua etmek anlamındadır. Kulun kula yardımı, kendisine karşı yapılan hatayı, suçu affetmesi ve emri bilmağruf, nehyi anil münker, iyiliği duyurmak, kötülüğü duyurmaktır başka şekilde şefaat, yardımcı olamaz. Bir Müslüman şunu nasıl yapabilir, Allah’ın yapma dediğini yapana, Allah’ın yapma dediğini tebliğ eden peygambere, bu günahları yapanı affet demek Allah’ın ve peygamberin adalet anlayışına uygun olmaz. Ayetlere bakalım ne diyor.2/Bakara 48, 123, “Öyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse başkası için herhangi bir ödemede bulunamaz, hiç kimseden ŞEFAAT kabul olunmaz, fidye alınmaz, onlara asla yardımda yapılmaz.” 2/Bakara 254, “Ey iman edenler, içinde ne bir alışverişin, ne de dostluğun, kayırmanın ne de ŞEFAATİN olduğu gün gelmeden önce…” 2/Bakara 255, “…Allah’ın izni olmadan O’nun katında kim ŞEFAAT edebilir….” 6/Enam 51, “Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kuran ile uyar, onlar için Rablerinin yanında ne bir veli/dost, ne de bir ŞEFAATÇİ vardır, belki sakınırlar.” 6/Enam 70, “…O nefis için Allah’ın yanında ne bir veli, ne de bir ŞEFAATÇİ vardır…” Allah Kuran’da 25 ayette şefaatten bahsediyor ve bütün ayetlerde şefaatin sadece kendisine ait olduğunu, Allah’tan başka şefaatçinin olmadığını yine şu ayetlerde açıklıyor.

#kemalyavuz

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla