Memorial Kayseri Hastanesi Endokrinoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, 1-7 Haziran İyot Yetersizliği ve Hastalıklarının Önlenmesi Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, gebelik döneminde anne adayının iyot almamasının bebekte zeka geriliği başta olmak üzere bazı kalıcı hasarlara neden olduğunu söyledi.

Her yıl iyot eksikliğinden önemli ölçüde etkilenmiş 20 bin çocuğun dünyaya geldiğini belirten Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, “Günlük insan vücudunun ihtiyacı olan iyot gereksiniminin yüzde 90’ı gıdalardan, yüzde 10’u da sudan karşılanmaktadır. Erişkinler, günde en az 150 mikrogram iyot almalıdır. Yeni doğan ile 5 yaş arasındaki çocukların günlük 90 mikrogram, 6-12 yaş arasındakilerin 120 mikrogram, sonraki dönemde ise erişkinler gibi çocukların hayatları boyunca günlük 150 mikrogram iyot alması gerekmektedir. Ancak gebelik ve emzirme döneminde bebeğin gereksinimlerininkarşılanması için anne adayanının günlük en az 250 mikrogram iyot alması önerilmelidir” dedi.

İyot eksikliği anne karnındaki bebeği de etkiliyor
İyot eksikliği, doğurganlık çağındaki kadınlarda kısırlığa neden olduğunu, gebelikte ise hipertansiyona ve gebelik zehirlenmesi ve düşüklere yol açtığını vurgulayan Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, söz konusu eksikliğin anne karnındaki bebeğin zeka gelişimini olumsuz yönde etkilediğini ifade etti. Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anne karnında bebeklerde tiroit beziyetersizliğine, düşük doğum ağırlığına, beyin gelişiminde yetersizliğe, baş çevresinin küçük olmasına ve belde açıklık gibi malformasyonlara yol açmaktadır.Çocuklarda iyot eksikliği ileriki yaşlarda otizme, dikkat eksikliğine ve hiperaktivite problemlerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. İyot eksikliği bulunan anneden doğan bebeklerde; hipotiroidi, guatr, ani bebek ölümleri, enfeksiyonlara yatkınlık oluşmaktadır. Ayrıca ergenlik döneminde okul başarısının düşmesinde etkili olan iyot eksikliği, çocuklarda guatr nedenidir.”

İyot konusundaki eğitimler çok önemli
İyot eksikliği engellenebilir bir durum olmasına karşın, gerekli önlemler alınmazsa tanı ve tedavi harcamalarının ülke ekonomisine ciddi yük getireceğinin altını çizen Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, “Bu nedenle toplumsal bir yaklaşımla iyot ile ilgili eğitimler sürdürülmelidir. Özellikle kadınların mutfakta kullandığı tuzun iyotlu olması konusunda toplumda farkındalık oluşturulmalıdır. Ayrıca iyottan zengin ürünlerin tüketimi teşvik edilmelidir. İyottan zengin gıdalar arasında balıklar (ton, morina, mezgit), süt, yoğurt, yumurta, et, hindi eti,ıspanak, soya fasulyesi, pazı, kabak, kuru fasulye, sarımsak, çilek ve kızılcık vardır. Ancak bu ürünlerin yetiştiği bölgelerin toprak ve suyunda iyot düzeyi yeterli olmalıdır” diye konuştu.

Günlük tuz tüketimi 5-6 gramı geçmemeli
Günlük iyot alımının yeterli olması için en pratik yol, iyotlu tuz kullanılması olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, “Ancak günlük tuz tüketiminin 5-6 gramı aşmaması gerekmektedir. İyotlu tuzun ışık geçirmeyen paketlerde satılması önerilmektedir. İyotlu tuz, evlerde de yine ışık geçirmez kaplarda ve ağzı kapalı olarak saklanmalıdır. Salatalara normal dozda iyotlu tuzun yeteri miktarda serpilmesinde sakınca yoktur. Yemek pişerken tuz atılırsa İyot buharlaşarak kaybolur. Bu nedenle ‘pişmiş aşa su katılmaz ama iyotlu tuz katılır’ sözünün aklımızdan çıkmaması gerekmektedir” ifadelerini kullandı. -kb

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla