İnsanların en temel ihtiyaçlarından birisi de huzur’dur. Bu kadar hızlı hayat temposu, zayıf iletişim, yoğun stres, anlayışsız kişiler, sıkıntılar, sorunlar derken kendimizi ihmal ettiğimizi fark ediyoruz. Sorumluluklarımızın peşinden koşmaktan o kadar yoruluyoruz ki kendimize zaman ayırmaya fırsat bulamıyoruz. Yorgunluklarımız arttıkça tükenmeye başlıyoruz ve sorunları çözemediğimiz gibi daha da büyümeye başlıyor ve içinden çıkılamaz hale geliyor. Yaşam enerjimiz azalıyor ve huzurumuzu kaybetmeye başlıyoruz. Huzurlu ve mutlu bir yaşam arzulasak da elde etmemiz gittikçe zorlaşıyor çünkü çoğu zaman yanlış yerlerde arıyoruz ve bulamadığımızı iddia ediyoruz.

Toplum olarak bizim yapımız, huzur ve mutluluk gibi olumlu hisleri genellikle dışarıda ararız, başkalarından bekleriz ve beklentimiz karşılanmadığı için sonuçta hüsrana uğrayabiliriz. İnsanlardan anlayış, hoşgörü, saygı ve sevgi bekleriz ama bulamadığımız anda daha çok üzülmeye başlarız. En yakınlarımızdan ailemizin bireylerinden bile bazen beklemediğimiz davranışlar ve tutumlarla karşılaşabiliriz ki bu bizi en çok üzen durumdur. Canımızı daha çok yakar, içimizi acıtır, ne yapacağımızı bilemeyiz ve her zaman tükenen bizler oluruz. Kaybettiğimiz huzuru, dinginliği ve sakinliği bir daha bulamayacağımızı düşünerek karamsarlığa doğru sürükleniriz. Bu yaklaşım tarzıyla da bulma şansımız yoktur, insanlardan beklentilerimiz arttıkça hayal kırıklığı da artmaya başlar ve sıkıntıların ardı arkası kesilmez. Yanlış yerlerde aradıkça da bulma şansımız yoktur oysa çok fazla ihtiyacımız vardır. Bir anda olsa huzura, sakin bir yaşama, ruhumuzu dinlendirmeye son derece ihtiyacımız vardır. Bu güzel duygu ve hisleri bulabilmek için kendimizi helak etmek yerine iç dünyamıza bakarak ruhumuzun ihtiyaçlarını kolaylıkla sağlamamız mümkün olacak.

Olumlu ve güzel duyguları elde edebilmek için öncelikle işe kendimizden başlamalıyız. Birçok insanı düzeltme şansımız olmayabilir ama kendimizi rahatlıkla arındırabiliriz. Zihnimiz de ki kötü düşüncelerden arınarak, olumsuz ve karamsar fikirlerden uzaklaşarak, nefsimizi terbiye ederek ve egolarımızdan uzaklaşarak iç dengemize kavuşuruz. Bunları yapabilmenin en kolay ve güzel yolu kalbimiz de ki sonsuz sevgi ve merhamet duygusunu hissederek ortaya çıkarmaktır. Sonsuz ve miktarı ölçülemeyen bu güzel duygular sayesinde zihnimiz de ki bütün olumsuzluklardan arınabiliriz. Allah sevgisi, aile ve çocuk sevgisi, zorda kalana merhamet etmek, aciz olan kişilere karşı daha da fazlalaşan şefkat duygusu bizleri bambaşka bir dünyaya götürecektir. Özlem duyduğumuz, arzuladığımız huzura ve mutluluğa rahatlıkla kavuşabildiğimizi hissedeceğiz. Bizleri rahatsız eden birçok duygu ve düşünceden sevgiyle arındığımıza şahit olacağız. Gerçek huzurun kendi içimizde olduğunu fark ettiğimiz anda hayata bakış açımız değişecek, insanlara ve olaylara yaklaşımımız daha da güzelleşecek daha da önemlisi ruhumuzu besleyerek yaşam amaçlarımıza doğru sağlam adımlarla yürümeye devam edeceğiz. Bazı kaygılarımızın ve korkularımızın yersiz olduğunu ve boşuna kendimizi hırpaladığımızı anlayacağız. Yaşamdan, sevdiklerimizle paylaşmaktan, işlerimizden haz almaya başlayacağız.

Nasıl ki sağlığımız için bedenimize ve aldığımız gıdalara dikkat ediyorsak ruhumuzun ihtiyaçlarını da en az o kadar özen göstermeliyiz. İnsanlar; ruh, zihin ve beden olarak bir bütündür. Ruhumuzun derinlerine inmedikçe, onun isteklerini karşılamadıkça sağlığı, huzuru ve mutluluğu da kavuşma şansımız yoktur. Ruhumuzun dinginliğe, sakinliğe ihtiyacı vardır ve gerçek huzura erişebilmenin olmazsa olmazı dua ve şükürdür. Kalpten yaptığımız her dua ile ne kadar da rahatlarız ve kendimizi daha da güvende hissederiz. Bizlerin bir sahibi var ve gönülden teslim olduğumuz da, kendimizi aciz hissettiğimiz de O’na sığınarak kendi özümüze döneriz. Her şartta şükrederek mükemmel bir dinginliğe kavuşuruz ve gerçek huzura gittikçe yaklaştığımızı hissederiz. Yalnız olmadığımızı bilerek, her durum da bize değer veren, bizleri seven Yüce Allah’ı zikrederek duygularımızın ve düşüncelerimizin tamamen arındığını göreceğiz.

Bizleri huzursuzluğa sürükleyen sebeplerden birisi de aceleci ve sabırsız yapımızdır. Hızlı sonuca ulaşma tutkusu ve sonuç odaklı yaşam da maalesef huzurumuzu bozmaktadır. Bu yapımız tamamen aldığımız nefes tarzından kaynaklanmaktadır. Hızlı, ağızdan, kısa nefesler bizim yaşamımıza da etki etmektedir. Nasıl nefes alıyorsak öyle yaşıyoruz ve bu şekilde nefes almaya devam ettikçe sabırlı olmayı ve iç huzurumuzu da elde edemeyiz. Burundan, daha derin, daha sakin ve daha yumuşak alınan nefes bizi istediğimiz ruh ve beden sağlığına kavuşturabilir. Nefes de ki bu sakinlik ve derinlik amaçladığımız sabırlı ve huzurlu kişiliğe doğru bizleri yönlendirir. Yaşam nefesle başlar ve nefesle sona erer, doğru nefes sağlıklı ruh yapısı ve beden sağlığımız için oldukça önemlidir.

Yaşamımız da huzur olmazsa hiçbir şeyin tadı olmaz, sahip olduğumuz ya da elde ettiğimiz güzelliklerin hazzını yaşayamayız. Beden bir zırhtır ve bir gün ceset olacaktır ama ruh ölümsüzdür, âhiret hayatını da yaşayacak o’dur. Ruhumuzun besin kaynağı olan huzuru elde etmek hepimizin elinde ve oldukça yakınımızda. Maddeye olan hırslarımız azaldıkça özümüzü bulacağız ve mülkün sahibi bizler değiliz sadece bekçiliğini yapmaktayız. Sahibi olduğumuz en önemli ve en değerli varlık bizleriz ve kendimize, ruhumuza, özümüze ihtiyacı olan her duyguyu sevgiyle karşılayalım. Sevgi, huzur ve mutluluklar dilerim…

 

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla