İbadetler Allah ve diğer varlıklar arasında paylaştırılamaz, Namaz Allah rızası için, hac, kurban, hayır, sadaka Allah rızası için yapılır. Kuran’da sadece Allah rızası için okunur. Yanlış öğretildiği ve yanlış tatbikat yapıldığı için, Kuran hep ölülerimize okunmaktadır. 36/Yasin 70, “Diri olanları uyarasın…” demek ki Kuran ölüler kitabı değil, ölülere okunmak için gelmemiş, dirileri uyarmak, imana getirmek, gerçek imana sahip olmak için inmiştir. Sevap, ibadeti/hayrı yapana ödeneceğine göre sevabın taksimini/bölüşülmesini biz nasıl taparız. Bu yetkiyi bize kim verdi Allah, ayette ibadetlerin, hayrın, Kuran okumanın karşılığı sevap olarak size dönecektir buyuruyor. Delil 2/Bakara 110, 272. 73/Müzzemmil 20. Ayetler. Peygamberimizin, “Ölen kimsenin amel defteri üç şeyden dolayı kapanmaz, bu üç amel, kendisi yaparak dünyada bir eser bırakan, sadakayı cariye, faydalanılan bir ilim bırakmak, kendisine dua edecek bir hayırlı evlat bırakmak.” Deniyor, eğer dikkatlice okunursa bu ameller kişi sağ iken, ölmeden kendisi yapmıştır. Öldükten sonra, başkasının yapması değil, kişiye yaptığı amelinin karşılığı verilir. Bu üç şeyi ölmeden kendisi yapmış, oğlu, kızı akrabası ve başkaları yapmamıştır. Kendisi, yaptığından dolayı, amelinin karşılığı, kendisine tekrar veriliyor. Allah, bu amellerini ölmeden yapan kişiye zaten sevabını peşin vermiştir. O eseri ne kadar kalacaksa, kimler faydalanacaksa Allah, bilir ve sevabını da peşin verir, Allah veresiye çalışmaz, peşin çalışır. Diğer taraftan, çocuk, okuduğu Kuran, yaptığı sevaptan, ana, babasına göndermiyor, hayırlı bir çocuk olarak, Kuran’dan dua ayetlerini okuyarak, ana, babası ve bütün müminlerin affedilmesini yalnız Allahtan istiyor. Mesela 14/İbrahim 41, “Ey Rabbimiz hesabın görüleceği gün, beni ana, babamı ve bütün müminleri affet/bağışla.” İşte bu.
Genelde yapılan bir yanlışlık daha var, mesela bir kişi hatim yapmak istiyor, yada bir ölü öldüğü zaman, hemen hatim veya yüzlerce bazı kelimeler söylenilerek hatme yaptık deniliyor. Hatim yani Kuran okumak başlı başına bir şahsi/ferdi bir ibadettir. Kimse, kimsenin adına ibadet yapamayacağı gibi, hiç başkası, başkası adına Kuran okuyamaz, çünkü şahsi/ferdi bir ibadettir. Delil 73/Müzzemmil 4, “Kuran’ı tane, tane, sindirerek/anlayarak oku.” 27/Neml 92, “Bana Müslümanlardan olmam ve Kuran okumam emredildi…” 29/Ankebut 45, “Sana vahiy edilen kitabı Kuran’ı oku ve namazı kıl…” şimdi nereden çıktı ise, bir hatim’i, bir sureyi Yasin veya başka sureler gibi, üç, beş, on, yirmi kişiye dağıtıyorlar, okuyup sevabını ölmüş kişiye ve Peygamberimizden başlayarak, aklına gelenlere o sevaptan dağıtıyorlar. Hepsinin okuduğundan hatim olmaz, çünkü ibadetler bölünemez, herkesin okuduğu kendisinedir. Eğer, Kuran’ı ölülerimiz için okursak, o zaman ibadeti ölüler için yapmış oluruz. İbadeti, başkası için yapmaksa, olacak şey değil, insanı şirke götürür. Dikkat edersek, birileri bizi şirkin içine sürüklemiş ama, biz farkına varamıyoruz. Bir sorgulayabilsek, bir, bu doğrumu, yanlış mı diye düşünebilsek, ve Kuran’a yönelip o konularla ilgili ayetleri bir okusak, hem imanımızı, hem ahretimizi ve kendimizi kurtarmış olacağız. Zaten, ben öldükten sonra, nasıl olsa, çocuklarım veya insanlar arkamdan Kuran okur diye inanıldığı için, şahsi/ferdi ibadetini yapmıyor ve birilerine ısmarlama yapıyor. Onun için, Kuran anlayarak okunmadığından bilinmiyor ve başkalarına güvenildiğinden Kuran’ı anlayarak kendi dilinden ihmal edilmiştir. Çok yerde olduğu gibi, burada da Müslümanlar kandırılıp şirke sürüklenmişlerdir. Kim bunlar, bizi kim Kuran’da, ibadetten ayırmış bilmek ve bulmak zorundayız.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla