Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği (KİGDER) Başkanı Sema Karaoğlu, yeni yılda da kadın istihdamı ve hak odaklı çalışmalara devam edeceklerini söyledi.
2016 yılında kadının istihdamı ve kariyer odaklı çalışmalar yaptıklarını belirten Başkan Sema Karaoğlu, Milli Eğitim İl Müdürlüğü ile ortak düzenledikleri S2CPT Projesi kapsamında gençlere, KOSGEB ile işbirliği halindeki Girişimcilik Sertifika Programı ile de kadınlara katkıda bulunduklarını ifade etti.
Girişimcilik sertifikası alan 4 öğrenci iş yeri sahibi oldu
Girişimcilik Sertifika Programında sertifika almaya hak kazanan kadın girişimci adaylarına Ticaret Odasında düzenledikleri törende sertifika takdim ettiklerini kaydeden Başkan Sema Karaoğlu, sertifika alan 4 öğrencinin de iş yerlerini açtıklarını söyledi.
“İstanbul Sözleşmesini var gücümüzle anlatmaya devam edeceğiz”
Ayrıca, 2016 yılında, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili olarak gerçekleştirilen bilgilendirme toplantılarına katıldıklarını da belirten Başkan Sema Karaoğlu, “İstanbul Sözleşmesi; kadına şiddeti, aile içi şiddeti önlemek ve bununla mücadele yollarını gösteren bir sözleşme. 2011’de İstanbul’a imzalanan bu sözleşmeye ilk imzaya Türkiye koydu. 2014’te de yürürlüğe girdi. İstanbul Sözleşmesi, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) gibi diğer uluslararası sözleşmelere imza atmış bir ülke olarak hala 3. sayfa haberlerinden kurtulamıyoruz maalesef. Dolayısıyla kadınlarımızın bu konuda yalnız olmadığını anlatmak bizim hem kadın olarak hem de sivil toplum kuruluşu olarak görevimiz. Bu konuda Kayseri’de KİGDER ve Türk Kadınlar Birliği öncülük yapıyor. Ayrıca Kayseri Kadın Dayanışma Derneği de bizimle birlikte hareket ediyor. Cumhuriyetçi Kadınlar Derneği ve Türk Anneler Birliği de sonradan entegre oldu.” diye konuştu.
“Kadına yönelik şiddeti önleme çalışmalarında varlığımızı sürdüreceğiz”
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında da Kayseri Ticaret Odası ile Avrupa Birliği Bilgi Merkezi işbirliğinde, töre konulu, Türk-Alman ortak yapımı ‘Die Fremde’ adlı filmi izlediklerini dile getiren Başkan Sema Karaoğlu, “Sinema salonu o gün tamamen doldu ve çok sevindim. Sevindirici tarafı ise filmi kadınların ve erkeklerin yarı yarıya izlemeye gelmesiydi. Bu gerçekten güzel bir başarı çünkü hedef kitlemiz erkekler. Aslında onların, şiddetin kadınlara verdiği zararı anlamasını istiyoruz. Bu konuyla ilgili olarak 25 Kasım’dan sonra bir yine bir toplantı gerçekleştirdik. Yeni yılda da kurum ve kuruluşlar ortaklığında kadına yönelik şiddeti önleme çalışmalarımız devam edecek.” dedi.
“17 Aralık’tan sonra gazi ailelerimizin yanında idik”
17 Aralık’ta meydana gelen patlamada da KİGDER olarak şehit ve gazi yakınlarına yardım faaliyetlerinde bulunduklarını kaydeden Başkan Sema Karaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“17 Aralık’ta millet olarak hem ruhen hem bedenen çok yorulduk, çok üzüldük, çok hırpalandık. KİGDER olarak o dönemde şehitlerimiz için yapabileceğimiz çok bir şey olmadı. Nurlarda yatsınlar. Ama aniden haber alıp gelen gazi yakınlarımızı hiç yalnız bırakmadık. Buraya gelen kadınlara, kadın olarak ne gibi bir ihtiyaçları varsa sağlamaya çalıştık. Ki onların en büyük ihtiyaçları manevi destekti. Hem Türk hem de Kürt aileler vardı. Özellikle Kürt aileler, ‘Kayseri bizi çok şey öğretti. Eğer siz bizim oradayken başınıza böyle bir şey gelseydi bizde size yardım ederdik ama evimize kadar getirmezdik, hastaneye kadar gelip sormazdık.’ dedi. Dostluk beraberlik açısından çok şey başardığımıza inanıyorum. Geceler boyu onları yalnız bırakmadık hala yalnız bırakmıyoruz. Bu arada Kayseri’de ilgilenen ve destek veren, kadın -erkek, kurum- kuruluşlara özellikle de destek veren otel sahiplerine çok teşekkür ediyorum. Yine biz 2016 yılında KİGDER olarak Sur’da da vardık. Sur’daki kadın dernekleri ile bir araya geldik. Güvenli olmadığını bize söylemelerine rağmen patlamadan 15 gün sonra bölgeye gittik ve elimizi taşın altına koyduk. Orada da çok güzel bir birlik oluştu. Türk, Kürt, kadınlar biz her zaman el eleyiz. Tabanda kesinlikle bir ayrılık yok. Ama oradaki kadınların da sorunu çok. Onun için de Türkiye’deki kadın dernekleri olarak ne yapabiliriz onu konuştuk. Şehirler arası bu çalışmalarımız 2017’de de devam edecek.”
“Kadınlar anayasa taslağını okuyarak oy vermeli”
Referandum sürecine dair görüşlerine de yer veren Başkan Sema Karaoğlu, oy verecek olan kadınlara yeni anayasa taslağını okumaları önerisinde bulundu. Başkan Sema Karaoğlu, “Sanıyorlar ki bir partiyi ya da devletin başındaki kişiyi oyluyoruz. Biz bu referandumda anayasamızı oylayacağız. O nedenle anayasa taslağını okumalarını tavsiye ediyorum. Okuma yazma bilmeyenler veya o dili anlamayanlar da neyi oylayacaklarını sorarak öğrensin. Çünkü herkesin kendi iradesi var. Kendisi ve geleceği için karar versin. Şu anda bu parti üstü bir karar. Anayasa herkesi etkiliyor. Anayasa geleceğimiz olacak. O yüzden neye evet neye hayır dediklerini bilmeleri lazım. Biz bir 15 Temmuz yaşadık. Çok iyi bildiğimiz insanlar bize neler yaşattı… Onun için hukukta, adaletten, bilimden ayrılmamak lazım. O yüzden sözlere değil, yazılı olanlara itibar etmek lazım. Takım tutar gibi değil de ülkemizin geleceğini düşünerek evet veya hayır diyeceğimizi bilmemiz lazım. İnşallah ülkemiz, geleceğimiz, çocuklarımız için sağlıklı bir oylama olur.” ifadelerini kullandı.
“Kadın vekilleri edepli davranmaya davet ediyoruz”
Başkan Sema Karaoğlu, son olarak Mecliste anayasa görüşmeleri 2. tur oylamalarında Türkiye’nin ve dünyanın şahit olduğu kadın vekillerin şiddet görüntülerine dair şunları söyledi:
“Kadın koruma dernekleri olarak şok olduk. Çünkü kadına şiddeti önlemek isterken, bunu tabana yerleştirmeye çalışırken kadının kadına şiddeti, seçip vekil diye oraya yolladıklarımızı o şekilde görmek hepimizi şok etti. Bu konuda kınama mesajları yayınlandı. Biz ülke olarak ahlaki değerlerimizi yitirdik galiba. Ahlaki değerlerimize geri dönelim. İçimizden bu kini nefreti atalım. Hepimiz aynı gemideyiz. Eğer bu gemi su alıp batarsa iyi kötü diye ayrılmayacak. Hep beraber batacağız. O yüzden biraz sevgi, hoşgörü lazım. Toplumu kadınlar şekillendiriyor. Vekilleri hareketlerine dikkat etmeye, biraz daha edepli davranmaya davet ediyorum.”
İstanbul Sözleşmesi nedir?
İstanbul Sözleşmesi nedir?
Sözleşme, Mayıs 2011’de Avrupa Konseyi ülkelerince İstanbul’da imzaya açılması nedeniyle bu adı taşıyor. Türkiye, Kasım 2011’de sözleşmeye parlamentosunda onay veren ilk ülke oldu. Üç yıllık süre içinde gerekli olan en az imza sayısı 10’a ulaşıldı.
Bu ülkeler şöyle: Türkiye, Arnavutluk, Avusturya, Bosna-Hersek, Danimarka, İtalya, Karadağ, Portekiz, Sırbistan ve Andora. Fransa ve İsveç’in koyduğu rezervler nedeniyle Sözleşme, bu ülkelerde 1 Kasım’da yürürlüğe girecek.
Sözleşme’nin temel amacı, kadınları her türlü şiddetten korumak, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak. Sözleşme’de yer alan hükümler özetle şöyle:
-Kadınların güvenliği Avrupa Konseyi merkezli 4 yıl süreyle görev yapan bir birim tarafından uluslar arası düzeyde denetlenecek. GREVIO adı verilen bu birim 6 ay içinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından belirlenecek.
– Sözleşme’ye taraf devletler, şiddet gören kadınlara da mülteci olma hakkı verebilecek. Bu anlamda sözleşme küresel ölçekte kadına şiddetle mücadeleyi öngörüyor.
– Devlet, ölüm riski ve durumun aciliyeti göz önüne alınarak her türlü önlem alınacak. Kolluk kuvvetlerinin, mağdurlara yönelik her türlü şiddete acil ve yerinde müdahale etmesi için çok daha etkin önlem almaları sağlanacak. Emniyet, savcı ve mahkeme arasında etkin bir işbirliği oluşturulacak.
– İhbar mekanizmasının işleyişi hızlandırılacak. Yargı, polis ve sağlık birimlerinin eğitimine bütçe ve zaman ayrılacak.
– Şiddet mağduruna ikametini değiştirmesi için destek verilecek. Mağdur korunacak ve psikolojik destek alacak. Mağdurun faille temas etmemesi sağlanacak. Şiddet mağduru kadına asgari ücretin günlük tutarına göre devlet tarafından geçici maddi destek verilecek.
– Kadına yönelik şiddete yataklık edenler de cezalandırılacak.
– Devlet radyo ve televizyonlarında her ay en az 90 dakika toplumsal cinsiyet eşitliğine dair yayın yapılacak.
– İlk ve Ortaöğretim müfredatına, kadının insan hakları ve kadın erkek eşitliği konusunda eğitime yönelik dersler konulacak.
-Zorla evlendirmelerin suç sayılması için gereken hukuki, idari ve cezai önlemler alınacak.
-Şiddet üreten geleneksel rol modellerinin değişmesi için çalışılacak.
– Mağdurların faillerden tazminat talep etmesi konusunda gerekli yasal düzenlemeler yapılacak.
GREVİO’nun başkanlığını Türkiye adına CEDAW Üyesi Feride Acar yapmaktadır. Taraflar sözleşme hükümlerine dair raporlamalarını 2017 yılı Haziran ayında teslim etmiş olacak.
-İHA

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla