Acıbadem Kayseri Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Bahadır Bostan, her 100 kişiden 8’inin sosyal fobik olduğunu, ancak bunların yalnızca 1’inin tedavi için başvurduğunu söyledi.
Sosyal bir ortama adapte olmak, karşılıklı iletişim kurmak ve topluluk önünde konuşmakta zorluk yaşanmasının nedeninin genelde çekingenliğe bağlandığını belirten Dr. Bostan, bu durumun asıl nedeninin ‘sosyal fobi’ olabileceğine dikkat çekti. Toplumun yaklaşık yüzde 8’ini etkileyen sosyal fobide, hastaların ancak yüzde 1’inin tedavi için başvurduğunu vurgulayan Dr. Bostan, “En sık görülen psikiyatrik sorunlardan biri olarak gösterilen sosyal fobi çocukluktan itibaren insan yaşamını ciddi şekilde etkileyebiliyor. Çünkü araştırmalara göre, bu sorun genellikle 10-15 yaşlarında başlıyor ve genç yetişkinlerde de sıklığın arttığı görülüyor. Toplumsal sıklığı yüksek olmasına karşın ne yazık ki tedavi arayışının son derece düşük olduğu gözleniyor. Sosyal fobi kendiliğinden düzelmediğinden tedavi için zaman kaybedilmemesi gerekiyor. Tedavi edilmeyen kişilerde, alkol ve madde kullanımı, internet bağımlılığı, majör depresyon, ciddi kişilerarası ilişki problemleri, iş ve okulda başarısızlıklar gibi hayatı etkileyen ciddi problemler ortaya çıkabiliyor” diye konuştu.

Anne baba modeli önemli
Sosyal fobinin ortaya çıkmasında genetik yatkınlığın yanı sıra, çocuğun yeni bir ortama girmesi veya okul değişikliği, bir yakının ölümü gibi çevresel faktörlerin de etkili olduğuna işaret eden Dr. Bostan, “Bununla birlikte ailenin başkalarıyla yeterince görüşmemesi gibi dışa kapalı aile yapısı, ebeveynlerin çocuğa aşırı ilgi göstermesi, kaygılı, telaşlı, takıntılı ebeveyn modeli gibi ailenin tutum ve davranışları da sosyal fobi için zemin hazırlayabiliyor” dedi.

Aşırı çekingen çocuklar en büyük aday
Çocukluk çağından itibaren aşırı çekingen olan kişilerde gelecekte sosyal fobi gelişme riskinin daha yüksek olduğu görüldüğünü kaydeden Dr. Bostan, “Biraz utangaç, çekingen, içe kapanık, fazla uslu, talepkar olmayan, itiraz etmeyen sessiz yapıda olan çocuklar evde anne-babalar, okulda öğretmenler tarafından sorun çıkarmadıkları için fazla dikkat çekmiyor. Hatta çoğu zaman bu davranışları onay görüp tebrik alabiliyor. Ancak ne yazık ki çekingen kişilik ile sosyal fobi arasındaki ayrım psikiyatrik muayene ve psikolojik testler yardımıyla konulabiliyor. Dolayısıyla hem ebeveynlerin, hem de öğretmenlerin bu konuda biraz uyanık olması önem taşıyor” şeklinde konuştu.

Kişinin öz güvenini düşürüyor
Dr. Bostan, sosyal fobik kişilerin özelliklerine dair şu bilgileri verdi:
“Karşılıklı konuşma, tanımadık insanlarla bir arada olma gibi toplumsal etkileşimler, gözlenme, başkalarının önünde bir eylemi gerçekleştirme gibi sosyal ortamlara girdiğinde belirgin bir korku ya da anksiyete yaşadıklarını görüyoruz. Bu durumla beraber terleme, ağız kuruluğu, çarpıntı, nefes kesilmesi, nefes darlığı, mide barsak sisteminde rahatsızlık, diyare, kas gerginliği, titreme gibi bedensel belirtiler de ortaya çıkabiliyor. Yaşadığı bu sıkıntılarda baş etmek durumunda kalan kişi, belirtilerin de dışarıdan fark edilmesinden endişe duymaya başlıyor. Bu ortamlara her girdiğinde aynı korkular oluştuğu için zaman içinde ya bu ortamlara girmiyor ya da kaçmak için fırsat kolluyor. Üstelik eleştirilme, yanlış yapma, rezil olma korkusu yaşadıkları için benlik saygıları düşebiliyor.”

Tedavi edilebilir bir sorun
Hastalığın tedavi edilebildiğinin altını çizen Dr. Bostan, “Sosyal fobi hastalarının ilaç tedavisi ve psikoterapi yöntemleriyle tedavi edilebiliyor. Hastanın durumuna göre bazen tek başına psikoterapi, bazen ilaç tedavisinden yararlanılsa da da genelde her ikisinin beraber uygulanmasıyla başarılı sonuçlara ulaşılıyor. Ve tedavi sonrasında da tekrarlama riski neredeyse hiç bulunmuyor” ifadelerini kullandı.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla