İslam’ın kendine göre Kuran kaynaklı bir
Allah’ı, Peygamberi, Kuran, ahret, inancı,
gayıp ve bilgi inancı vardır. Tasavvufun da
ayrı kendine has bir tanrı inancı, peygamber
motifi, ahret telakkisi, bilgi felsefesi
ve gayıp anlayışı vardır. yani batılın hak
kılığında, kurdun kuzu kılığında görünmesidir.
İslam’ın Kuran kaynaklı düşünürler
hep şunu haykırmışlardır, Şirk ehlinin İslam’dan
öcünü tasavvufla aldığı kanaatini,
ve tasavvufun verdiği zararı tevhide başka
hiçbir küfür, hiçbir batıl verememiştir diye
söylemişlerdir.
Elbette ki, Allah dinini koruyacak ve korumaktadır,
Allah’ın korumasına aldığı şey
dininin kitabıdır. Biz Müslüman’ız diyenler
ise akide ve amellerimizi Kuran’a uygun
korumamız olmalıdır, Allah bu bakımdan
bizleri koruyacak değildir, çünkü Allah, Kitap,
Peygamber ve akıl göndererek uyarısını
yapmıştır. Tuhaf bir olaydır ki, tarih boyunca
hemen hiç bir kimse Allah’a ortak
koşacağım diyerek ortak koşmamıştır. 2 /
Bakara 165, “ İnsanlardan bazısı Allah’tan
başkasını Allah’a eşler ve benzerler edinirler
de onları, Allah’ı sever gibi severler,
iman edenler ise daha çok Allah’ı severler.
“ Şunu hiçbir şekilde unutmamak lazımdır
ki, 4/Nisa 48, 116 “ Allah, kendisine ortak
koşulmasını asla bağışlamaz, bundan başkasını
günahları dilediği kimseler için bağışlar.
Allah’a ortak koşan kimse büyük bir
günah ile iftira etmiş olur.” Şimdi şöyle
denebilir, bu kadar tasavvuf ehli yanlış mı
yapmış ve yapıyor. Cevabı ayetlerde Allah
veriyor, isteyen istediği şekilde inanma ve
yaşama özgürlüğüne sahiptir, ya arı duru
İslam’a teslim olunur, ya da karma, toplama
dinler olan uydurulmuş bir din anlayışına
teslim olurlar. Öyle bir İslam milleti ki, yön
verir, yönlendirilmez, önder olur başkasının
ardına düşmez, başkasını İslam’a davet
eder, yolunu şaşırmaz, tek Allah’a inanır
ve teslim olur.
ŞİRK NASIL KOŞULUR.
Din dilinde şirk, Allah’a yalnız tek olan
Rabbimize, yaratıcımıza zatında sayı olarak
veyahut tasarrufunda yani yapacağı işlerde
ortak tanımak veya bazı iş ve fiilleri
icra ederken, Allah dışındaki bazı kişilerin
veya nesnelerin rızasını Allah’a yaklaşmak
için aracı konulmasıdır. Allah’ı inkar etmeden,
hem Allah’a inanıp, gücünü, kuvvetini
yapacağı tüm işleri Allah’a ait olduğunu
bilip, ancak Allah’a ulaşmak ve yaklaşmak
için, Allah’ın sıfatlarını ve fiillerini veli, evliya,
yatır, şeyh, alim, ulema, sultan, efendi
ve bunun gibilerini Allah’ın sıfat ve fiillerini
bunlarda da olduğunu kabul etmektir.Yani
Allah’tan beklenmesi gereken affetmek, bağışlamak,
bilmek, dinde tek yetki sahibi
olmak, duaları yalnız Allaha yapılmasını,
yalnız Allah’tan yardım dilenmesi gibi, Allah’a
ait olan fiilleri başkalarından da beklemektir.
Mesela bir şey yapılırken, bir amel,
bir dini görev yapılırken, hemen birilerini
araya koyarak yani, yatırların, türbelerin,
şeyhlerin, velilerin, evliyaların türbelerine
giderek oralarda Allah’a dua ederken,
bunların yüzü suyu hürmetine, hatırına şu
işimizi, şu duamızı kabul et denmiyor mu?
Veya namazların sonunda, camilerde veya
evlerimizde dua ederken, velilerin, evliyaların,
yatırların, mübarek günlerin, ayların
şunların bunların hürmetine, hatırına
duamızı kabul et diye dua etmiyor muyuz.
Tarih boyunca hemen hiç
kimse Allah’a ortak koşacağım diyerek ortak
koşmamıştır. Eğer açık, açık bunu yapsa
idiler, birçokları bunun farkına varırlardı.
Şu şekilde de şirk koşulmuş, Mekkeliler
Melekleri Allah’ın kızları saymışlar, Yahudiler,
Üzeyir’i, Hıristiyanlar da İsa (a.s.)ları
Allah’ın oğlu yaparlarken Allah için ve
Allah’a yaklaşmak için, onları yakınlık, aracı
olarak inanıyorlardı. Emeviler ve Abbasiler
dönemi, İslam anlayışı yozlaştırılmış hurafe
bilgiler kitaplarda yer almıştır. Sebepleri
sıffın savaşları ve İslam’dan öç alınması,
Arapların örf adetlerini din diye aktarmaları,
sıffın savaşlarında sahabelerin büyük
bir kısmının ölmüş olmalarıdır. Onun için
geriden gelenler İslam’ı Kurandan değil,
duyumlardan öğrenmişler ve yazmışlardır.
Aynı olay Çanakkale savaşında da olmuş,
okuma yazma bilenlerin şehit olup, okuma
yazma azalmasının olduğu gibi. Güya
Müslümanların hayatlarını garantiye alan
birtakım kurtarıcıları oldukça fazladır.Yani,-
her yüzyılda geleceğine inanılan Mehdi,
İsa (a.s.) geleceğine, üçler, yediler, kırklar,
abdallar, kutuplar, veliler, şeyhler, keramet
sahipleri seyyidler, Hızırlar ve sairler. #kemalyavuz

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla