Bir gurup sahabe Huneyn savaşına katılmış ve şöyle bir olay yaşanmış. Hz. Peygamber’le birlikte Huneyn’e doğru savaş için yol alıyorduk. Kureyş putperestlerinin, o yerde kutsayıp ve kutsal saydıkları büyük bir ağaç vardı. Putperestler her yıl bu ağacın altına gelir, silahlarını o ağaca asar ve o ağacın yanında kurban keserlerdi. Bu sırada dileklerini, isteklerini, dualarını o ağacın yüzü suyu hürmetine hatırına yapıkları için, bu ağaca bez parçaları ve giysilerinden de asarlarmış, onun için ağacın ismine bu şekilde Zatü Envat yani dilek ağacı denmiştir. Ağacın yanından geçerken, bazı sahabeler de Hz. Peygamber’den şöyle bir ricada bulunurlar. Ey Allah’ın elçisi sen de bizim için bir Zatü Envat dilek ağacı belirlesen, biz de orada dua edip ve dilekte bulunsak olmaz mı? Dediler.
Hz. Peygamber’in şöyle dediği rivayet edilir. “Allah, Allah, siz ne cahil bir toplumsunuz. Siz önceki toplumların, ümmetlerin geleneklerini mi ihya edeceksiniz. Sizin şu sözünüz, Beni İsrailin Hz. Musa dan put isteyen ve Kuran’da ki şu ayete benziyor diye cevap verip ayeti okumuştur. ( Ebu Şame El Bais Ala, İnkaril Bidei vel Havadis.) 7/Araf 138. “Ey Musa onların tanrıları olduğu gibi sende bizim için bir tanrı ilah bul yap dediler. Musa gerçekten siz cahil bir toplumsunuz dedi.” Yine, 7/ Araf 139. “Şüphesiz bunların içinde bulundukları din yıkılmıştır ve yapmakta oldukları da batıldır.” 7/ Araf 140. “Musa dedi ki, Allah sizi alemlere üstün kılmışken ben size Allah tan başka bir tanrı ilah mı arayayım.”
Bu olay gösteriyor ki, insanları habersiz ve ta can evinden vuran, sözlerin önünde Allah, Peygamber, Din Kuran lafızlarının söylenmesi, hatta namaz kılınıp, hacca gidilip ve hatta İslam’ın diğer emirlerinin yerine getiriliyor olması, kamufle edilip saklanan şirk gerçeğinden ne yazıktır ki, kurtaramıyor. Bunun din adına, manevi üstünlük ve hürmet adına yapılması yine şirk gerçeğini değiştirmiyor. Ne yazıktır ki, hurafelerle yanlış inandırılmış, Efendileri üstatları, şeyhleri, onlara benim dediğimden başkasına inanmayın denilerek, Yahudi din adamlarından geçme bir manevi hastalık, Müslümanlara da geçmiştir. Yahudi din adamları siz Tevrat’ı anlayamazsınız, sizin aklınız ermez Tevrat’ı ancak biz anlarız demişlerdi. Aynı manevi hastalık Müslümanlara da geçmiş, biz kim, Kuran’ı anlamak kim, Kuran anlaşılmaz, O’nu ancak bazı kimseler anlar kafalara yerleştirilmiştir. Allah, Kuran’da anlaşılır diyor, ama kimin umurunda. 54/ Kamer 17, 22, 32, 40. “Ant olsun ki, Biz Kuran’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık, ondan öğüt alan yok mu?” diyor. Yine 4/ Nisa 82 – 24/ Nur 1, 61- 38/ Sad 29- 47/ Muhammed 24 gibi ayetler.
Şöyle bir hadis rivayet edilir. Peygamber, “Allah, tazim/ hürmet, amacıyla, kabirleri ziyaret edenlere, kabirler üzerinde secde gah oluşturup namaz kılanlara, kabirler üzerinde ışıklar, mumlar yakanlara lanet olsun. Buyurmuştur.” ( Tirmizi Cenaiz. )
Mehmet Akif Ersoy, ne güzel söylemiştir.
Nebiye aitmiş gibi binlerce yalan uydurdun,
Yıktın da dini mübini yeni bir din uydurdun.
Gerçeği anlayanlara Allah’ın, yardımı ve selamı üzerlerine olsun.
Hz. Peygamberimizden ve İslam tarihinden şu olayı da nakledelim ki, konu biraz daha iyi anlaşılsın. Hz. Peygamber Beyatı Rıdvan’da oturmuş, bir ağaca da sırtını dayayarak yaslanmış ve gölgelikte istirahat edip dinlenmiş.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla