Acıbadem Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma İlhan, bayramda yemek yeme düzenine yavaş yavaş geçilmesi gerektiğini söyledi.
Acıbadem Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma İlhan, bayramda beslenme konusunda bilgiler verdi. İlhan, “Ramazan boyunca azalan günlük öğün sayısı ve 17 saatlik açlıkla birlikte vücut bambaşka bir beslenme düzenine geçiyor ve metabolizma yavaşlıyor. Dolayısıyla bayramla birlikte yasakların ortadan kalkmasıyla psikolojik olarak daha fazla yemek yeme eğilimine giriliyor” dedi.
Acıbadem Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma İlhan, Toplum olarak bayram denince akla ilk olarak donatılmış zengin sofralar geliyor. Misafirperverlik gereği bayram ziyaretlerinde baklavadan sarmaya, pastadan böreğe pek çok çeşit ikram ile yakınlarımızı memnun etmek istiyoruz. Ancak kızartma, kavurma, hamur işleri, tatlı gibi bayramlarda tüketmeyi alışkanlık haline getirdiğimiz besinler Ramazan’da yavaşlayan metabolizmaya ağır gelerek sağlık problemlerine neden olabiliyor” ifadelerini kullandı.
Bayram boyunca sıklıkla karşılaşılan bu sorunların başında mide problemlerinin geldiğini söyleyen Acıbadem Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma İlhan, bunlara ek olarak kan şekerinde dengesizlikler ve tansiyon yükselmelerinin da yaşanabildiğini de kaydetti. İlhan, “Mevcut hastalıkları olan kişilerde veya yaşlılarda ise tehlike daha da artıyor. Elbette ki ‘Geleneksel yemeklerden vazgeçin, hiç şekerli besin yemeyin’ mesajı bayramda çok gerçekçi olamıyor. Bu durumda önemli olan noktanın neyi, ne kadar, ne zaman tükettiğinizdir” şeklinde konuştu.
İlhan, “Peynir, zeytin, domates, salatalık, tahıllı ekmek, buğday gevreği, haşlanmış yumurta, süt ve meyve gibi mideyi rahatsız etmeyecek ürünlerden oluşan dengeli ve hafif bir kahvaltı yapın. Kızartmalarla, hamur işleriyle donatılmış geleneksel kahvaltı sofraları hazımsızlık ve şişkinlik problemlerine neden olarak bayramın zorlu geçmesine neden olabilir” dedi.
“Az ve sık yiyin”
Bayramda az ama sık yenilmesi gerektiğini kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma İlhan, “Yavaşlayan metabolizmayı canlandırmak için az az, fakat sık beslenmek büyük önem taşıyor. Öğünleri, aralarında 2-3 saat olacak şekilde 3 ana öğün ve 3 ara öğün olmak üzere, planlayın. Ana öğünlerde kızartma, kavurma, hamur işleri, şerbetli tatlılar gibi kalorisi yüksek ağır yemekler yerine, ızgara, buğulama, haşlama yöntemleriyle pişirilmiş daha hafif yemekleri tercih etmeye çalışın. Ana öğünlerinizde lif açısından zengin tam tahıllı veya çavdar ekmeklerinin tüketilmesi sindirim sisteminin düzenlenmesinde de yarar sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Ara öğünlerin de atlanmaması gerektiğini belirten Altay, “Ara öğünler iki ana öğün arasında kan şekerinin dengede tutulması aynı zamanda, bir sonraki öğüne çok fazla açıkmış olarak başlanmaması için son derece önem taşıyor. Aynı zamanda metabolizmanın da hızlanmasında etkili olan doğru seçilmiş ara öğünler, kilo kontrolüne de yardımcı oluyor. Ancak bunun için tüketilecek gıdaların yağlı ya da şeker içeriği yüksek kalorili ürünler olmamasına özen gösterin. Kan şekerinizin ani yükselmesine engelleyecek ve aynı zamanda kilo kontrolünüze yardım edecek meyve, kepekli tost, kepekli bisküvi, peynir, sade veya meyveli yoğurt, ayran ara öğünlerde doğru seçimler olacaktır” şeklinde konuştu.
İlhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Hızlı yemek yemek, tokluk hissini geciktirdiği için daha fazla yemek yenmesine neden oluyor. Bunun aksine besinleri fazla çiğneyip yavaş yemek ise beynin doygunluk hissini daha çabuk algılamasını sağlıyor. Bu yüzden her zaman olduğu gibi bayramda da besinleri iyi çiğneyerek yavaş yemeniz, hem hazımsızlık probleminin yaşanmamasını önleyecek, hem kilo kontrolüne yardımcı olacaktır. Bayram boyunca ağır hamur tatlıları, şekerler, aşırı yağlı, çok tuzlu, kalori açısından yoğun yiyecekler yerine sebze ve meyve tüketimine ağırlık verilmesi gerekiyor. Bayramda bilinçsizce fazla çikolata ve tatlı tüketilmesi, mide yanması, bağırsak bozuklukları, hazımsızlık sorunlarına neden olabiliyor. Bunlara ek olarak tansiyon yükselmesi, kan şekerinde dengesizlik gibi problemlerle de karşılaşılabiliyor. Bu nedenle tatlı olarak da sütlü ve meyveli tatlıların tercih edilmesi çok daha sağlıklı olacaktır. Yüksek miktarda kafein içeren çay ve kahve tüketmek uykusuzluk, çarpıntı ile anksiyete gibi pek çok sağlık problemine yol açabiliyor. Bu nedenle çay, kahve gibi kafeinli içecekler yerine ikramlık olarak bitkisel çaylar, ev yapımı limonatalar, meyve suları, ayran ve su tercih edin.
Günde 3 bardaktan fazla çay, 2 bardaktan fazla kahve tüketmemeye özen gösterin. Ramazan aylarında su tüketiminin az olmasından dolayı vücutta oluşabilen su kaybının yerine konulabilmesi için su ve sulu gıdaların tüketimine önem verilmesi gerekiyor. Kişiye göre değişmekle beraber günde en az 2,5-3 litre su içilmesi genel sağlığın korunmasına, metabolizmanın hızlanmasına büyük yarar sağlıyor. Sıvı tüketiminizi desteklemek amacıyla öğünlere; ayran, taze sıkılmış meyve suyu, şekersiz limonata ve komposto gibi sıvı gıdaları ekleyebilirsiniz. Ramazan’da birçok kişi sahuru hiç uyumadan beklediğinden bu süre içinde gece yemek yemek bir alışkanlığa dönüşebiliyor. Bunun Ramazan sonrasında sürdürülmesinin ciddi kilo ve yağ artışlarına, gece oluşan sindirim problemlerine bağlı olarak uykusuzluğa neden olabilir. Bayramla beraber vücudu yavaş yavaş eski beslenme düzenine döndürmek gerekiyor. Kahvaltı öğününden itibaren sağlıklı ve dengeli beslenip, ara öğünlerin düzenine özen gösterirseniz gece yemek yeme alışkanlığınız devam etmeyecektir.” -kb

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla