Zorlu bir çalışma döneminden geçen çocuklarımız sonunda geleceklerini belirleyecek sınavlarına adım adım yaklaştılar. Anne- babalarımız da bu sürece doğal olarak dahil oldular. Bazı çocuklarımız gayet rahat tavırlar sergilerken bazı çocuklarımız yüksek kaygı yaşadılar. Bu zamana kadar ne yaşanmışsa yaşandı bundan sonra anne –babalar ve öğrenciler ne yapabilir bugün onu konuşalım istiyorum….
1-Çocuğunuzun kaygı düzeyini takip edin. Dozunda kaygı mesela ; 10 üzerinden 5,6 kişiyi motive eder. Bu kaygı düzeyi 1,2 lere düşerse az kaygıdan dolayı kişi çalışmaz hale gelir. Yine kaygı düzeyi 8,9 lara çıkarsa yüksek kaygı oluşur ve bu sefer kişi ders çalışamaz hale gelir. Sınav anında bu seviyeyi iyi dengelemek gerekir. Bunun için kaygınızı normal seviyede tuttuğunuzda neler düşünüyorsanız onları düşünün. Kendinize telkin verin değerli öğrencilerim. “Sakinim, rahatım bilgilerimi olduğu gibi aktarmaya hazırım.” Gibi. Sizi hangi cümleler rahatlatıyorsa o cümleleri söyleyin. Yalnız şuna dikkat edin: Kendinizi olumsuz bir şekilde ifade etmeyin. Mesela; kaygılanmayacağım, hiçbir şey kötü olmayacak, yanlış yapmayacağım…. Bu cümleler tersine sizi daha fazla kaygıya sürükler. Neden derseniz;” pembe etekli fili düşünmeyin” dediğimde nasıl gözünüzün önüne pembe etekli bir fil geliyorsa aynı şekilde yanlış yapmayacağım dediğinizde de yanlış yaptığınız o an gelecek ve kaygı düzeyiniz artacak.
2- Sağlık kontrolünden muhakkak çocuğunuzu geçirin.
3- Evde ohal ilan etmeyin. Fedakarlıklarınızı abartmayın. Günlük rutininize devam edin. Tersi yaptığınız durumda eğer çocuğunuz yeteri kadar sorumluluk sahibi bir çocuksa kaygı düzeyi atacaktır. Ona “bak ben bütün oturmalarımı senin için iptal ettim , hiç sosyal hayatım kalmadı sen de çalış o zaman “ gibi psikolojik baskı yapmayın. Nihayetinde bu yaptıklarınız sadece sizin tasarrufunuzda olan bir şey. Yani bu durumunuz sadece sizi ilgilendirir , çocuğunuzu değil….
4- Başka çocuklarla çocuğunuzu lütfen karşılaştırmayın. Her çocuk bir dünyadır. Parmak izlerimiz bile dünyada tekken bunu dile getirmek çok yanlış olacaktır.
5- Negatif motivasyonla başarıya ulaşan birey sayısı çok azdır. O yüzden “çalışmazsan kazanamayacaksın , bu gidişle hiçbir şey olamayacaksın” gibi cümleler işe yaramamaktadır.
6-Beklentileriniz çocuğunuzun kapasitesi doğrultusunda olmalı.
7-Son bir ayda sınav sonucu ve süreci hakkında konuşmamaya özen gösterin.
8- Onun başarısı ile ona duyduğunuz sevginin hiçbir bağlantısı olmadığını her fırsatta dile getirin.
9- Çocuğunuzu başkalarının yanında eleştirmeyin. Kişiliğine değil davranışlarına yönelik eleştiri yapın. “Tembelsin “değil , “bu aralar çalışmadığını gözlemliyorum” gibi.
10- Arkadaş grubunu iyi takip edin.
11- Çocuğunuzun beğendiğiniz taraflarını dile getirin. Olumlu iletişim kurmaya çalışın.
Unutmayın ; teog ,çocuğunuzun hayatının bir parçası her şeyi değil . Önemli olan mutlu çocuk yetiştirebilmek. Psikolojisi bozuk, asosyal , kendini ifade edemeyen fakat 500 puan alan çocuk değil.
Mutlu çocuklar yetiştirmeniz dileğiyle….
DİLEK ALBAYRAK
SOSYOLOG AİLE DANIŞMANI
E-MAİL: dilek@albayrakgy.com.tr

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla