Mesela, sizi Allah’a götüreceğim, yaklaştıracağım,
elinizden tutacağım, size şefaat edeceğim, doğru yolu
ben gösteririm, imdadınıza yetişirim, ahrette yardım
ederim, yahut tarikat şeyhlerimiz, gavsımız, kutbumuz
size ahrette, yardım eder, şefaat eder, elinizden tutar,
dünyada sizi korur, imdadınıza yetişir, kalbinizdekileri
bilir, her yerde hazırlar, şöyle dua ederlerse
şöyle olur diye kandırıp şirke düşürüyorlar. 34/Sebe
32 “Büyüklük taslayanlar, zayıf sayılanlara ahrette,
size hidayet/Kuran geldikten sonra, sizi hidayetten/
Kuran’dan biz mi çevirdik. Bilakis siz suç işliyordunuz
derler.” 34/Sebe 33 “Zayıf sayılanlarda büyüklük
taslayanlara, hayır gece gündüz işiniz tuzak kurmaktı.
Çünkü, siz daima Allah’ın yanında aracılar,
şefaatçiler var derdiniz ve Allah’a ortak koşmamızı
bize emrederdiniz derler. Artık azabı gördüklerinde,
için, için yanarlar/pişman olurlar, biz de o inkar
edenlerin boyunlarına demir halkalar takarız. Onlar
ancak yapmakta oldukları günahları yüzünden cezalandırılırlar.”
35/Fatır 37 “Onlar, ahrette Rabbimiz,
bizi çıkart, önce yaptığımızın yerine iyi işler yapalım
diye feryat ederler. Size, düşünecek kimsenin düşünebileceği
kadar bir ömür vermedik mi, size uyarıcı
da gelmedi mi, niçin inanmadınız? Şimdi, tadın azabı,
zalimlerin yardımcısı yoktur.” 35/Fatır 40 “De
ki: Allah’ın yanında taptığınız ortaklarınızı gördünüz
mü? Gösterin bana, onlar yerdeki herhangi bir şeyi
yarattılar, yoksa onların göklerde mi bir ortakları var,
yahut biz onlara bu konuda bir kitap mı verdik de
onlar, o kitaptaki bir delile dayanıyorlar. Hayır, o
zalimler birbirlerine, aldatmadan başka bir şey vaat
etmiyorlar.” 25/Furkan 17 “O gün, Rabbin onları ve
Allah’ın yanında taptıkları şeyleri toplar da, der ki:
Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi
yoldan çıktılar.” 25/Furkan 18 “Onlar, Seni tenzih
ederiz, senin yanında başka evliyalar/dostlar edinmek
bize yaraşmaz, fakat, sen onlara ve atalarına o
kadar bol nimet verdin ki, sonunda sana inanmayı
unuttular ve helaki hak eden bir kavim oldular
derler.” Ayetler, ne diyor, biz ne yapıyoruz, ortada.
2/Bakara 170 “Onlara/insanlara, Allah’ın indirdiğine
Kuran’a uyun denildiği zaman onlar/insanlar, hayır
biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola/dine
uyarız derler. Ya ataları bir şey anlamamış, doğruyu da
bulamamış iseler de mi” yine, 5/Maide 104 “Onlara/
insanlara Allah’ın indirdiğine ve Resule gelin denildiği
vakit, babalarımızı üzerinde bulduğumuz yol/
din bize yeter derler. Ya ataları hiçbir şey bilmiyor
ve doğru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi? ” 31/
Lokman 21 “Onlara/insanlara, Allah’ın indirdiğine
uyun denildiğinde hayır biz babalarımızı üzerinde
bulduğumuz yola/dine uyarız derler. Ya şeytan,
onları alevli bir ateşin azabına çağırıyorsa da mı? “
İman, kuru bir sözden ibaret değildir, inandım demek
veya İslam’ın bazı emirlerini yerine getirmekle
o kişi Mümin ve Müslüman olmaz. Hem Allah’a, Resulüne
ve getirip tebliğ ettiği, Kuran’a inandım diyecek,
sonrada bu hükümleri ya kabul etmeyecek veya
nefsine ağır geldiği için, işine gelmediği, yahut atalarından/
dedelerinden, mezheplerinden, tarikatlarından,
cemaatlerin den, alim ulamalarından duyduklarından
kendisine din edinip, Allah’ın indirdiği din yerine
uydurdukları dine uyup yaşayanlar boşa heveslenmesinler
ellerine hiç bir sevap geçmeyecektir.

#kemalyavuz

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla