“…Yine de insanlar içinde bilgisi, rehberi, aydınlatıcı bir kitabı yokken Allah hakkında tartışan kimseler vardır.” (31/Lokman 20)

“Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül bunların hepsinden sorumludur.” (17/İsra 36)

Ayetler, ellerinde delil, belge olmadan Allah hakkında konuşan, mücadele eden kişilerin geçmişteki tavırları anlatılıyor. Onlara Peygamber gelince bizim de delilimiz, geçmişimiz, geleceğimiz, atadan, dededen öğrendiğimiz yolumuz var, diyerek savunuyorlar. Allah’ta bunların delil, belge olmayacağını, eğer bu boş şeylere uyarsanız sonunda insanın bunlardan sorumlu olacağını, duyduklarınız ya Kur’an, ya da Kur’an’a uygun olsun diyor. Her duyduğumuz doğru olamaz. Gözünüz görmüyor mu? Geçmiş milletler elleriyle yazdıkları kitapları dinin parçası saydılar. Allah’ta böyle yapanların delillerini kabul etmedi ve onları müşrik olarak insanlığa açıkladı.

“Resulüm, sana bu mübarek kitabı ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye indirdik.” (38/Sad 29)

Kur’an’a baktığımızda her iman sahibi düşünmeli, sorup sorgulamalıdır. Allah Kur’an’da dinin tek sahibi, yetkilisi benim diyor. Ama karşımıza konan görüşe göre, hayır, dinin dört delili var deniliyor. Bazıları daha çoğaltıyor. Bu gerçekten doğru mu? Elbette doğru değil.

Kur’an’a karşı delil getirmek çabasında olanlar Allah ve Resul’üne itaat edin ayetini söylerler.

 “Herkim Allah’a ve Resulü’ne itaat eder, Allah’a saygı duyar ve Ondan sakınırsa, işte asıl bunlar mutluluğa erenlerdir.” (24/Nur 52)

 “Allah’a ve Resulü’ne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.” (3/Ali İmran 12)

 “Kim Resule itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.” (4/Nisa 80)

Peygamber Allah’ın elçisidir. Allah’ın gönderdiği vahyi, mesajını, haberini alıp getiren kişidir. Peygambere elçi denilmesinin sebebi, kendisine ait olmayan mesajı, haberi, vahyi getirmesidir. İtaat edilmesi istenilen kişi Peygamber’dir. Peygamber’de kendisi namına değil de, kendini gönderen Allah adına konuşmaktadır. Konuşurken, konuşması ortadadır. Konuşması sadece Kur’an’dır. Eksiksiz ve fazlasız, ne aldıysa Allahtan aldığını, olduğu gibi Allah’ın kullarına konuşup tebliğ edendir.

Yoksa Allah Kur’an ile hüküm koydu, Peygamber’de hâşâ hadislerle ilave hükümler koydu diyenler çok, ama çok dikkat etmelidir. Peygamberi dinin ortak, din koyucusu kabul etmek en azından Peygamber’i ikinci bir ilah görmektir. Bunun da Kur’an ifadesiyle adı şirktir. İslam dininde eksiklik kalmış, hâşâ Allah unutmuş, Peygamber bu eksiklikleri tamamlayan ve ilave din koyan olarak ortaya çıkar ki, biz bunlardan Allah’a sığınırız ve Peygambere atılan bu iftiraya da karşı çıkar ve müsaade ettirmeyiz. Dini Allah ve Peygamber ortak koyar görüşü şirktir. Kabul edilemez bir gerçektir.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla