Lat, Uzza, Menat, gibi her kabilenin özel putları vardı. Bunlara Falan oğullarının kadınları derlerdi bu putlar kadın idi. (Taberi Camiul Beyan C, 5 say.165)

Muhammed Hamdi Yazır Hak Dini Kur’an Dili, C. 2, say. 1469-1470 de şöyle diyor. Davaya bakarsanız kadın her şeydir, Fiiliyatta kadın oyuncakların en sefilidir der.

Rivayetlerde hemen hemen her kabilenin ayrı bir putu, şefaatçisi, Allah’a yaklaştırıcısı, onların yüzü suyu hürmetine, dualarının kabul olduğunu, onlar hatırına şefaate uğrayıp kurtulacaklarına inandıkları, Salih, âlim, veli, evliya olarak adlandırdıkları salih kişilerdi. Bu putlar gibi, aynen şu zamanımızda da çeşitli türbe ve yatırların kapıcıları, hizmetçileri var. Hatta ziyarete gelenlerden para bile alanlar var.

1989’da kara yoluyla Umreye giderken Irak’tan gittik. Kerbela’da, ziyaret saatimiz ikindi namazına denk geldi. Biz ezan okuyup ikindi namazını kıldık, türbenin etrafında dönerek tavaf edip ağlayanlar ikindi namazını kılmadılar, biz akşama kadar oradaydık, buna benimle birlikle, kâfilede bulunan bütün insanlar şahittir.

Hatta Elazığ Harput’a, diyanetin eğitim merkezine kursa gittiğimizde, başta Arap Baba, türbesi olmak üzere pek çok türbe var. Bir çoğunun kapıcısı, hizmetçisi var. Ziyarete gelenlerden para dilenenler olduğu gibi, dilek için oralara para atanlara, daha nelere rastlarsanız.

Şunu da hatırlayalım, Hacca ve Umreye giden, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen, hacıların bazıları, Kabeyi tavaf ederken örtüsünü öperler, ellerine yüzlerine sürerler, Suudi Arabistan polisi de hacı şırk, hacı şırk derler, uyarırlar.

Ayetler ve rivayet edilen hadisleri delil olarak alacak olursak, bizi ilgilendiren, bu putların Salih, âlim birer insan olmalarıdır. Bu Salih, âlim kişiler kendilerini sevenler tarafından, aşama, aşama yüceltilerek işi ortak koşmaya kadar getirmişlerdir. Başlangıç iyi bir niyetle başlıyor, sonucu insanı şirke kadar götürüyor. Bunun savunulacak, mazeret gösterilecek hiçbir haklı tarafı yok. Bir de kimsenin elinde iman ölçen iman metresi yok. Birilerini peşin imanlı, bazılarını imansız saymak, gayıp olan bir işi bilmek anlamına gelir. Kimin imanlı, kimin imansız olduğunu ancak Allah bilir. Allah’ın yetkisine kimse karışamaz. Çünkü insanların en üstünü takvası düzgün olan, yani Kur’an’a uygun yaşayanlardır.

“Deki: Göklerde ve yerde Allah’dan başka kimse gaybı bilmez.” (27 / Neml / 65)

Hz. Aişe annemizden şöyle rivayet ediyorlar. “Kim Muhammed yarın ne olacağını bilir sanıyorsa şüphesiz o, Allah’a büyük bir iftirada bulunmuş olur.” (Müslim, iman no 177-1 / 159Tirmizi no 3068,265 / 5-.)

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla