Evet, bir kez daha kanaat getirdim. Bu dünyanın adaletsiz olduğuna. Sen bir hayal kurarsın kafanda ve o hayale ulaşmak için yıllarını hatta ömrünü verirsin bazen. Ama sonra bakarsın senin hayallerine birileri bir parmak işaretiyle sahip olur. İnsanlar mı acımasız yoksa var olan sistem mi insanları bu şekilde davranmaya zorluyor? Bir kızı seversin onun içinde yapabildiğinin en iyisini yaparsın. Evlensen onunla çok mutlu olacaksındır kendinden eminsindir. Ama fakirsindir. Bu da ayrı bir konu. Kime göre neye göre fakirsin? Köyde en çok arsa sende vardır oranın en zenginisindir. Ama büyük bir şehirde bunların çokta önemi kalmaz. Fabrikası olan, iş yeri olan biri çıkar ya da 08.-17 çalışan bir memurdur kızı ister alır gider. Sen isterse gönlünde yıllardır onun sevgisini taşı. Sonuç= Hüsran. Artık iki gönül bir olunca samanlık seyran olmuyor. Artık her yerde olduğu gibi cebi dolu olan kazanıyor. Dolan o ceplerdeki yeşilliklerin yüzde kaçı helal kazanım bu ise çok başka bir konu.

Köyde oturan aylık bir sabit bir geliri olmayan ülke ekonomisine göre ürettiği ürününü 3 kuruşa satış beş kuruşa alan bir ailenin dört çocuğundan en küçüğüsündür. Ailen kendine almaz okusun bizler gibi olmasın diye yıllarca çabalar, emek sarfeder. Üniversiteyi de kazanırsın, sonrasında KPSS derken falan senden düşük alanlar, hatta girmeyenler ikinci maaşını alıyordur. Allah’ın bile kesin çizgilerinin olduğunu kul hakkını ne yazık ki insanlar unutmuş bir vaziyette. Bu belki insanlığın gelmiş olduğu en acı tablo. Kimse ben emek vermeden araya adamlar koyarak belli bir mevkiiye geldim ama bunun için ne yaptım, ne emek verdim diye sormamakta… Bazı insanlar banyo yapacak su bulamaz lehenle yıkanmaya devam ederken birileri ise banyonun da modasına uyar. Kimisi Türk hamamı gibi olsun ister kimisi jakuzşsş de olsun ister.

Şimdi herkes zengin olmak zorunda mı ya da herkes fakir olmak zorunda mı? Helalinden kazanıyorsan zengin olmalısın. İsteyerek Ağustos böceği gibi çalışmayıp saz çalışıyorsan kuru ekmeği yemeğe razı olmalısın. Eğer fakir ve aynı zamanda evine bir ekmek götürmek için geceni gündüzüne katıp hala ekmeğinden çalışıyorlarsa kimse zengin olmak zorunda değil.

Sattık. Sevgimizi, Hayallerimizi, karakterimizi, insanlığımızı sattık. Ve bunları para için yaptık. Cebi delik kefene attılar atılar nedense bir türlü dolduramadılar.  Kıymetini bilemedik gidipte dönmeyenlerin, kıymetini bilmedik küçükte olsa koskoca yüreği dolduran hayallerin… Boğazlarından iyi geçti mazlumun parasıyla cebi dolanların boğazından sıcak yemekler…

-Gülden Çoktan

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla