Allah, bu nimetleri vererek¸ insanı, mahlukatın
en şereflisi yapmıştır. Ahitlerini bozanlar, yeryüzünde
fesat çıkartarak, bozgunculuk yapmışlar,
doğru inançlarına hurafe ve uydurma din anlayışı
sokuşturmuşlardır. Yanlış inanç düşünceleri, İslam
ahlakını bozduklarından, bu temel yıkıldığı için
doğru din de yıkılmıştır. Bu yanlış inanç sistemini
kendilerine din edinenler dünyada ve ahrette muhakkak
Allah’ın rahmetinden mahrum kalanlardır.
Bakara 28. Ayette zaten bu bozgunculara Allah
cevabını vermektedir. İnsan önce kendisinin, sonra
da gökyüzüne ve yeryüzüne yönelip, bunların
nasıl yaratıldığını düşünerek, Allah’ın varlığını bulması
mümkündür. Ayetlerde ve Bakara 22. ayette
belirtildiği gibi, yeryüzü bir döşek, gökyüzü de
onun üzerinde koruyucu bir çatı yapılmıştır. İnsan
aklını kullanarak yerin altındaki çeşitli madenleri,
gazları, petrol gibi sıvı maddeleri çıkartmasını bilerek,
insan hayatını kolaylaştırmıştır. İnsanın, şu
soruyu da kendisine sorması gerekir, Allah, bütün
bu nimetleri neden ve niçin yaratmıştır. Bunun
cevabını da, Bakara 29. Ayette “Yeryüzünde ne varsa
hepsini sizin için yaratan Allah’tır.” diye cevabı
verilmiştir. Yine başka bir surede, 45/Casiye 13
“Allah, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi
katından bir lütuf olmak üzere sizin emrinize vermiştir.”
17/İsra 70 “Biz, hakikaten insanoğlunu şan
ve şeref sahibi yaptık. Onları, çeşitli nakil vasıtaları
ile kara da ve denizde yaşıttık, kendilerine güzel,
güzel rızıklar verdik, yine onları yarattıklarımızın
birçoğundan cidden üstün kıldık.” Allah’ın, insana
verdiği beden güzelliği, el, ayak, göz, kulak gibi
organlarını diğer bazı yaratılmışlara göre, daha becerikli
bir şekilde kullanması, konuşup düşünebilmesi,
gülüp, ağlayabilmesi, okuyup yazabilmesi,
başka bazı varlıkları kendi hizmetinde kullanmasını
bilmesi, çok çeşitli alet ve edevat icat ederek,
olaylar arasında sebep sonuç alakasını ayırt etmesi,
geleceğe yönelik plan ve programlar düşünüp
hazırlıklar yapması, iyiyi, kötüyü, güzeli, çirkini
ayırması hep Allah’ın, insana verdiği imkan sayesindedir.
Bakara 30. Ayette “Senin Rabbin, meleklere,
Ben yeryüzünde bir halife tayin edeceğim/
göndereceğim/atayacağım/görevlendireceğim dediği
zaman, melekler, bizler, seni hamt ile tesbih ve
takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkartacak,
kan dökecek insanı mı halife atayacaksın dediler.
Allah’ta meleklere, sizin bilmediğinizi ben bilirim
dedi.” Halife: yeryüzünde, insanlar adına işleri
idare eden, tasarrufta bulunan, kanun ve nizama
uygun işleri düzenleyendir, bir başkasına vekalet
veren, bir başkasına vekalet eden gibi anlamlara
gelir. İnsan, Allah’ın halifesi değildir, insan yeryüzünün
halifesi ve imarı için atanmış/gönderilmiştir.
Allah’ın halifesi olmaz, ölen bir şeyin yahut kayıp
olanın halifesi olur, hal bu ki, Allah ne ölür nede
kayıp olur. Allah tarafından insana bu mertebenin
verilmesi, insanın imtihan edilmesi içindir. 51/
Zariyat 56 “Ben, cinleri ve insanları, ancak bana
kulluk etsinler diye yarattım.” 51/Zariyat 57 “Ben
onlardan rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da
istemiyorum.” 51/Zariyat 58 “Şüphesiz rızık veren,
güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.”

#kemalyavuz

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla