İmam Şafi şöyle demiştir. Şimdiye kadar âlimlerle yaptığım tüm tartışmaları ikna ederek kazandım, fakat cahillerle yaptığım tüm tartışmaları delil gösterdim ikna edemedim kaybettim” der.
İnsanlık tarihini doğru araştırıp okuyanlar iyi bilirler ki, insanlığın kaderini değiştiren büyük olaylar şuursuz kalabalıklarla değil de, iyi eğitilmiş, bir avuç şuurlu kadrolar sayesinde geçekleşmiştir. Bazı insanlar şuurlan-mazlar ama şartlanırlar, şuurlananlar gerçeği ve doğruları bulurlar. Fakat şartlananlar hep kaybedenlerdir.
Şartlananlar geleneksel inanca bağlılıkta, atalarına, âlimlerine gösterdikleri sadakati, Allah’a, kitabı Kur’an’a ve Peygamber’ine karşı gösterseler idi kurtulurlardı. Yanlışa karşı yanlışla ısrar edip şartlanmak, Müslümanı doğrularda buluşturmaz, doğru yol, doğrularla bulunur, doğruda Allah’ın gösterdiği Kur’an’daki ayetlerdir.
Yine ölçüyü aşmaya, çizgiden sapıp, sınırı aşmaya misal verelim. Ben bu misali verirken hemen şunu belirterek konuyu açıklayım. Bende miraçta olan Hz. Peygamber’in bazı şeyleri, Allah’ın gücü kuvveti, ilmi, yetkisi ile pek çok şeyi görüp yaşadığına inanıyorum, iman ediyorum. Ama bunları anlatılan şekliyle değil de, Kur’an ayetleriyle bütünleştirerek, yanlışları seçerek inanıyorum. Önüme konan ne olursa olsun bu doğrudur, demiyorum hep bu farkı anlatmaya çalışıyorum.

Miraçla İlgili Anlatılanlara Bir Bakalım
1) “Allah diyor ki: andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz insana şah damarından daha yakınız.” (50/Kaf 16)
Ama anlatılanlarda, Allah uzakta imiş, yedi kat göklerden de uzakta. Hz. Peygamber burakla gidiyor diye anlatılır, bu ayete aykırı ve zıt, yalanlayıcı buna inanılmaz. Allah gücüyle, ilmiyle, kuvvetiyle Peygamber’inin ve insanın
yanındadır uzakta değildir.
2) Allah diyor ki, benim mekânım yok, ben her yerdeyim. Ne deriz Allah mekândan münezzehtir. Allah nerededir denirse, Allah her yerdedir deriz.
Anlatılanlar da ne deniyor. Bir yer belirleniyor, o yere mekâna Hz. Peygamber gidiyor deniliyor.
3) Allah diyor ki, ben hiçbir şeye benzemem, ama Allah’ı bir şekle koyup benzetip, bir mekânda bekletip Peygamber’i de gönderip konuşturuyorlar.
“Allah hiçbir şeye benzemez.” (42 Şuara, 11)
Allah onların ileri sürdüğü vasıflardan uzaktır.(6/ Enam, 100)
“Allah bir insanla ancak vahy yoluyla veya perde (yani gözükmeden) arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip izniyle dilediğini vahyeder. Allah yücedir hâkimdir.” (42/Şura 51)
Hz. Peygamber’e vahy ayetleri Cebrail vasıtasıyla gelmiştir.
“Gözler Allah’ı görmez hâlbuki Allah gözleri görür.” (6/Enam 103)
Allah’ı şekle benzetenler Hz. Peygamber’i Allah’la görüştürüyorlar.
“Allah’a hiçbir şekil belirtilemez, Allah’ın eşi benzeri yoktur.” ( 6/Enam 101)
4) Allah diyor ki; “benim makamım pazarlık makamı değildir.” Anlatılanlarda 50 vakit namaz, Hz. Peygamber’in gidip gelmeleri ile 50 den 5 vakte indiriliyor. Bunu söyleyip anlatanlar, derin âlimler, hocalar, ulemalar! şunu düşüne-miyorlar. Allah hangi emrini değiştirmiş veya pazarlık sonucu göndermiş. Eğer böyle bir pazarlık olursa hâşâ Allah cahil, bilgisiz, unutan yarattığı kullarının 50 vakit namaza gücü yetmeyeceğini bilemeyen durumuna düşürülmüyor mu? Böyle bir imandan ve inanmaktan Allah’a sığınırız.
Allah diyor ki, “ben yarattığım kullarımın ne yapacağını ezeli ilmimle bilirim.” Hala bazıları yok, yok bu miraç böyle olmuş diyorlar. (Müzzemmil suresi 20) ayeti bir daha hatırlataım ölçen, biçen, planlayan, programlayan bir Allah var.
“Bunun üzerine Allah kuluna Peygamber’e Cebrail vasıtası ile vahyini bildirdi.”

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla