İşte ayetler; bizler de doğru sözlere kulak verelim ki yerimiz güzel yerlerde olsun. Aklın gereği budur. Akıllının yapması da budur. Zaten güneş de kendine ihtiyaç duyan duymayan herkese ısısı ve ışığı ile kendini hissettirmekte değil midir?
İslam dışı din ve kültürlerin insan hayatına taşınması, Kur’an’la uzaktan yakından ilişki ve bağı bulunmayan, sihir, büyü, gaibden haber verme, birilerinin kalbindeki düşündüğünü bilme, tabiat kuvvetlerine hâkim olma, bak bir dua ederse şöyle olur, böyle olur sözleri, (Müslümanlar dünyada ne haldeler, niçin o dualarını yapmıyorlarsa)? havada uçmak, su üzerinde yürümek, dua ederlerse bereket olması, velilerin evliyaların her yerde görünüp hazır olması (bu sıfat sadece Allah’a aittir) ve diğer benzeri nice hurafe ve safsatalarını İslam’i inanç diye öğrettiklerini biliyoruz.
Öğretilen dine bakınız. Hem namaz kıl, hem yalan söyle, hem oruç tut, hem dini siyasete alet et, hem hırsızlık yap, çalışanın hakkını verme, sigortasını yapma, fazla sene çalışanı çıkart, asgari ücretten tekrar işe al, sonra da avanelerini topla hacca git, Allah’affeder de. Öğretilen dinde inzivaya çekilmek var. İnziva: bir köşeye çekilip hiçbir işle uğraşmamak, bir işe karışmamak, dünya işlerinden vazgeçmektir. İslam dininde ise insan için en olmadık şey inzivadır. İslam’da sevap dünyadan el etek çekerek olmaz. İnsanların içinde, toplum halinde yaşayıp, günahlara yönelmeden, normal bir hayat sürdürmektir. Hz. Peygamber, peygamberlik gelmeden önce mağaraya gitmiş, yalnız kalarak, müşriklerin haksızlıklarından uzak durmuştur. Peygamber’lik geldikten sonra, sadece hicret etmek için düşmanlardan kurtulmak amacıyla mağaraya gizlenmiştir. Onun dışında inziva için herhangi bir yere gitmemiş, inzivaya çekilmemiştir. Takvayı insanlar arasında yaşayarak sürdürmüştür.
Öğretilen dinde Riyazet var. Riyazet nefsi kırmak, dünya lezzetlerinden sakınmak, kıt kanaat yaşamak, perhize girmek demektir. Perhizle nefsi terbiye etme, İslam dininde yoktur, İslam dışı bir davranıştır. Yüce Allah nimetlerini insanlar için yaratmış.
“Yiyiniz içiniz, giyiniz.” (7/Araf 31)
“Allah’ın yarattığı temiz rızıkları kulları için kim haram kıldı?” (7/Araf 32) buyurmaktadır.
İmkânı olduğu halde yemek, içmek, giyinmek, Allah’ın kulları için sevdiği ve müsaade ettiği iştir. İslam’da nefse eza ve ceza vermek zulüm olarak tanımlanmıştır.
İslam dininde zahire, (görünüşe) göre hüküm verilir. Örneğin İslam’ın kötü gördüğü bir davranışla karşılaşıl-dığında reddedilir, kabullenilmez. Emri bil maruf, nehyi anil münker, iyilikler açık söylenir, kötülükler de açıkça kınanır.
Yanlış öğretilen dinde, zahire (görünüşe göre) değil batına göre hüküm verilir. Batın: Gizli, görünmeyen, bilinmeyen demektir. Mesela, mürit seyhini, önünde rakı sofrasında içki içerken yanında fahişelerle görse bile kalbini bozmamalı. Bana görünen, zahir, böyle, kim bilir mübarek zat (batında) görünmeyen, ne haldedir diyerek kalbini bozmamalı hatta gördükçe şeyhi hakkında imanı daha da artar deniyor. İslam da böyle zırvalara yer yoktur. Molla Camide, bunlar abdal tabakasına girmeden önce nikâhlanırlar. Fakat abdal tabakasına girdikten sonra o işi terk etmişlerdir. Artık ona bir daha dönemezler. Zevceleri ile sohbetten ve çocuklarından ayrılırlar. Bir daha zevceleri ve çocukları ile sohbet edemezler ki, bu onların malumu olsun, onlar sünnete riayet etmede, nikâh hususunda mübalağa ederler, hatta öyle ki, bir yabancı kimse evlerine geldiği zaman, bir gün veya bir hafta kalsın ve o hanımı ile nikâhlanarak onun hakkını versin isterlerdi. Daha sonra o adam o kadını bıraksın ve kadın o adamın kim olduğunu bilmesin. Böyle pek çok saçmalıklar var. İsteyenler şu kitaba ve eşdeğer diğer kitaplara bakabilirler. Nefahatül Üns. Molla Camii çeviren Bedir Yayın Evi Yayıncı Mehmet Şevket Eygi. 1. baskı 1971 İstanbul sayfa 42.Anadolu da yaygın bir söylenti var. Hülle: hatta bazı dini anlatan kitaplarda geçer, hülle bir insan hanımını boşarsa o hanımı tekrar alabilmek için hülle yaptırır, deniliyor. Anlaşmalı başka biri ile nikâhlayıp, sonrada boşatıp yine hanımını alabilir diye, ne ipe sapa gelmez işler! Bir şey önce adetleşir, sonra da dinleşir, adetler dinleştikçe din de adetleşir. Alın size Kur’an’ın tahrif ve tahrip edilişine dair örneklerdir bunlar.Bidat: Allah’ın din olarak gönderdiği vahyde olmayan şeyleri din olarak göstermektir. İslam dininin tespitlerinin yerine, yani ayetlerle belirtilen hükümlerin yerine eski veya yeni herhangi bir örfü geleneği koymanın adıdır.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla