Yanılmaz olan ve her şeyi bilen Allah olduğu gerçeğinden hareket ederek, mezhepler arasında ayırım yapmadan sundukları delillere göre Şafii, Hanbelî, Maliki veya Hanefi mezhebine tabi olmak, insanı dinden çıkartmaz, mezhepler din değil, görüştür. Görüşler değiştirilebilir. Türkiye Diyaneti, hac sezonu bazı zorluklardan dolayı, diğer mezheplere göre hacı adaylarını ibadetlerinde yönlendirirler. Çünkü şartlar o günlerde öyle kolaydır onun için böyle bir uygulama yaparlar.
Dikkat edilirse farzlarda ayrılık yok, uygulamalarda var. Bir de mezheplerin görüş ayrılıkları genelde farzlarda değil de sünnetlerde ortaya çıkarlar. Doğrusu da bu olmalıdır. Arabistan daki şartlarla, Türkiye veya diğer devletlerdeki şartlar ile aynı değildir. Fiziki, kültürel, gelenek, örf ayrı ayrıdır. Bunlar da yapılmasa, terk edilse ibadetlerde eksiklik olmaz. Yani sünnetlerin, gerek namazlar gerek diğer konularda yapılmaması, namazın olmazı, haccın veya diğerlerinin olmazı değildir. Şöyle ki Hanefilerde, ellerini kaldırıp tekbir almak, elleri göğüse bağlamak farz değil sünnettir; bağlasa da bağlamadan kılsa da namazda sevap açısından ne fazlalık ne de eksiklik yapmaz. Esas mezhep farklılığı farz olmayan konularda olmalıdır. Dikkat çektiğim konu da budur.
Mezhep (görüş) imamları bu gerçeği çok iyi bildikleri için, bizim görüşümüz budur, daha iyi bir görüşü olan, diğerlerinden veya kendi görüşünden faydalansın demişler-dir. Benim araştırmalarımda bu mezhep imamlarının, katı illa budur diye bir görüşleri olmamış, hepsi birbirine saygılı davranmış, anlayışla karşılamışlardır. Fakat sonradan gelen, tabi olanlar, işi dinleştirmişler veya büyük bir ihtimalle, dini anlayışımızı bozmak isteyen misyonerler tarafından matbaanın icadıyla kitaplara geçmişlerdir. Bizlere düşen, böyle konularda dikkatli ve titiz davranıp, Kur’an’a uygun hale getirip, hayatımızda yaşamalıyız.
Şimdi bu görüşümü doğrulayan mezhep imamlarının görüşlerini kısaca belirteceğim.
İmamı Azam Ebu Hanife Hanefi mezhebi kurucusu ölümü (Hicri 150 Miladi 767) şöyle der.
“Benim sözüm Kur’an’a ve Rasülün sünnetine uygun olursa alırsınız, uygun olmazsa atarsınız. Delilimi bilmeyen adama, benim sözümle, görüşümle görüş bildirmesi haramdır.” (Kur’an’ı Anlamada, Yöntem. Muhammed Gazali, çeviren: Emrullah İşler, Sayfa 174)
İmam Şafii Şafi mezhebi kurucusu. Ölümü (Hicri 204 Miladi 820) şöyle der.
“Benim her dediğimi taklit etmeyin. Kendiniz düşünerek, delillerime bakın. Çünkü dinde başkasına güvenmek caiz değildir.” (Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre. İslamda Aklın Önemi ve Sınırı, Sayfa 98- 102)
Enes Bin Malik Maliki mezhebi kurucusu. Ölümü (Hicri 179 Miladi 795) şöyle der.
“Benim sözlerimdeki hatalara, taklit edilecek yerlere dikkat ediniz. Çünkü dinde Allah’ın sözünden başkası red ve tenkit edilir.” (Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk. Fatiha Suresi Tefsiri, Sayfa 65)
Ahmet Bin Hanbel Hanbelî mezhebi kurucusu. Ölümü (Hicri 241 Miladi 855) şöyle der.
“Din işlerinize kendiniz bakınız. Çünkü başkasını taklit kötü bir şeydir. Taklit, gözü olan insanları gözsüz eder.”
Allah için düşünelim, imamlar ne demişler? İşte ayetler hadisler ve mezhep imamlarının görüşlerini iyi anlayalım, mesele çözülür.
Ciddi olarak araştırdığım zaman, başta ilmihaller olmak üzere, diğer yazılmış eserleri incelediğimde, şu anda yaşanılan, İslam diye anlatılan konuları Kur’an’a ve sağlam hadislere götürdüğümde, anlatılanların yanlışlıklarını tespit ediyorum. Bu yanlışlıkları anlatmayı ve yazmayı görev biliyorum, çözebildiğim konuları söyleyip yazdığım gibi çözemediklerimi de başkalarına bırakıyorum. Hepsini çözmem, anlamam mümkün değil, buna hem vaktim hemde bilgim kâfi değildir.
Şu tarihi tespiti söylemek zorundayım: İslam tarihi incelendiğinde göstermektedir ki mezheplerden önceki İslam anlayışı (Müslümanlık), mezheplerden sonraki İslam anlayışından daha temiz, daha onurlu ve haysiyetlidir. Çünkü o zamanın insanları hür fikirli idiler. Düşünüyorlar ve delilleri olan Kur’an ile ölçüyorlardı. Şimdiki Müslümanlar köle fikirli olmuşlar. Burada istisnaları katmıyorum, genel olarak söylüyorum. Şunu da açıkça dünyada görüyoruz ki mezhepçiler aralarında savaşlar ve kavgalar yapıyorlar, görüşlerini, mezheplerini din zannediyorlar. Mezhepler din değildir, görüştür. Dünyadaki Sünniler ve Şiiler arasındaki kavgalar gibi.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla