Rahmetli babası Ahmet Olgunharputlu’nun Türkiye’nin ilk MÜSİAD taşra şubesini Kayseri’de kurmak için çalışma yürüttüğünü belirten MÜSİAD Kayseri Şube Başkanı Nedim Olgunharputlu, “MÜSİAD benim için bir görev değil vasiyettir.” dedi.
MÜSİAD yapısı, Kayseri şubesindeki faaliyetler, 2017 yılı hedefleri ve Kayseri iş dünyası ile ilgili görüşlerini paylaşan MÜSİAD Kayseri Şube Başkanı Nedim Olgunharputlu, iş dünyasının umutlu olduğu 2016 yılında, terör ve 15 Temmuz darbe girişiminden dolayı beklenen istikrarın sağlanamadığını belirtti. Bu kadar olumsuzluğa rağmen, geçen yılın ekonomik büyüme ile kapandığını belirten Başkan Nedim Olgunharputlu, Kayseri’de de ülkenin genel verileri ile doğru orantılı bir durum gözlendiğini kaydetti.
“İş kadını üye sayımız Kayseri’ye yakışacak düzeyde değil”
MÜSİAD Kayseri şubesinde 165 üyenin olduğunu ifade eden Başkan Nedim Olgunharputlu, iş kadını üye sayısının Kayseri’ye yakışmayacak düzeyde olduğunu, 2017 yılında buna dair özel bir çalışma yapacaklarını dile getirdi.
Geçen yıl çok sayıda sosyal, kültürel, iktisadi, ticari faaliyetlerde bulunduklarına da dikkat çeken Başkan Nedim Olgunharputlu, 2016 yılı faaliyetlerini şöyle özetledi:
“2017’de de hedefimiz; dış ticareti artırmak”
“Her iki yılda bir İstanbul’da MÜSİAD Expo yapılır. Burada MÜSİAD üyelerinin ürettiği ürünleri dünyaya tanıtır ve dünyadan satın alma heyetleri ile iş insanlarımızla tanışarak irtibat kurar. İlkini 2012 yılında yapmıştık, ikincisini geçen Kasım ayında gerçekleştirdik. Buradaki organizasyonu daha değişik yaptık. Önce MÜSİAD’a gelen ekibi Kayseri’ye davet ediyorduk ama 2016 yılında Kayseri sanayiinin üretiminin gerektirdiği satın almacıları Türkiye’ye davet ettik. Bu satın almacıların önce MÜSİAD fuarını ziyaret etmelerini sağladık, sonra Kayseri sanayiindeki üretim tesislerini gezdirdik ve en son gün be to be organizasyonları yaptık. Fuar ve be to be organizasyonlarının sonuçları genelde çok hızlı alınmaz. Ama be to be yaptığımız salonda Libya, Mısır ve Afrika ülkelerinden üç fatura kesildi. İkisi gıda, biri mobilya sektöründendi. Ama inşaat malzemeleri sektöründen de olumlu görüşmeler oldu. Muhtemelen o sektörden de Kayseri’ye pozitif yönde olumlu dönüş sağlanacak.”
Türkiye’de ilk MÜSİAD Dış Ticaret Komisyonu Kayseri’de kuruldu
2017 yılı için yine dış ticaretin artırılmasına yönelik faaliyetlerden bulunacaklarına işaret eden Başkan Nedim Olgunharputlu, “Gelecek yıl için de bizim önümüze koyduğumuz ana hedeflerden biri, 2023, 2071 vizyonlarına ulaşmak için ülkenin dış ticaretini artırması gerekiyor, bunun için de katma değerli ürünler üretmesi gerekiyor. Ama ilk yapılacak hamle nasıl daha fazla dış ticaret yaparız ve dış ticaret açığını nasıl kapatırız konularında fikir alışverişi yapmak için, MÜSİAD yönetim şemasında olmayan bir Dış Ticaret Komisyonu’nu ilk kez Kayseri’de oluşturduk. Çalışan üyelerimiz bu komisyonlara başkanlık edecek. Her üyemizin ihracata yönelik faaliyetlerde bulunmasını sağlamaya ve o yönde yönlendirmeye çalışacağız. Bunun yanı sıra Genel Başkanımız, ‘Üye sayısı kriterinin önemli ama özgül ağırlık daha önemli’ der. Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar paradoksu içinde olmayacağız. Üye sayımızı da artıracağız, üyelerimizin iş dünyasındaki ağırlıklarını artırıcı faaliyetler de yapacağız.” diye konuştu.
“KTO’dan MÜSİAD Genel Merkezi kararından dolayı ayrıldım”
Başkan Nedim Olgunharputlu, geçen hafta yapılan Ticaret Odası Genel Kurulunda, yönetim kurulundan ayrılma gerekçesine dair ise şunları söyledi:
“MÜSİAD Genel Merkezinin Başkanlar Kurulu, şube başkanlarının yalnızca MÜSİAD’da görev almaları, yönetimde bulunan diğer üyelerin farklı pozisyonlarda bulunabileceğine karar verdi. Biz de o kararı Kayseri’de uygulamak zorunda kaldık. Geçen hafta Kayseri Ticaret Odasındaki yönetim kurulu üyeliğimden ayrılmak durumunda kaldım ama meclis üyeliği ve TOBB delegesi görevimiz devam ediyor.”
“İş dünyası olarak ekonomik ve siyasi istikrar bekliyoruz”
Başkan Nedim Olgunharputlu’nun Türkiye’nin ekonomik ve siyasi durumuna, Kayseri sanayiine ve MÜSİAD kültürüne dair diğer görüşleri ise şu şekilde:
“Dolar yükselişi kısa vadede baktığımızda aslında ihracat için olumlu bir harekettir ama uzun vadede de bir istikrarsızlık sembolüdür. İhracatçılar dahi bu dalgalanmayı doğru bulmuyor ama serbest piyasa ekonomisi herhangi bir müdahalede yapay bir sonuç ortaya çıkarıyor. Kendi üyelerimize ticaretini yaptıkları ülkelerin para birimlerinden ticaret yapmalarını, yurtiçinde ticaret yapacak üyelerimize de açık pozisyonda bulunmamalarını öneriyoruz. Hükumetin ve ilgili ekonomi bakanlığının yöneticilerine iş dünyasının gerek ekonomik gerekse siyasi istikrar istediğini her platformda belirtiyoruz. Kendileri de zaten bunun bilincinde ve ellerinden geleni yaptıklarına inanıyoruz. Ama en azından 2017 için daha istikrarlı bir yıl ümidimizi koruyoruz.”
“Anayasa değişikliğinden umutluyuz”
“Anayasa değişikliği ve Cumhurbaşkanlığı Sisteminin parlamentodan geçer oyu aldı. Bu bizim için umut kaynağı. AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisinin anayasa değişikliğine olumlu destek vermesi ve bunun halk tabanında da karşılığını bulması, referandumun olumlu biçimde sonuçlanacağını ve dolayısıyla ülkenin gelecekte karmaşada kalmayacağını göstermesi açısından bizim için bir umut. Diğer taraftan bu, yönetime de hükumete de güven oyu manasına gelecek. Zaten şu anda Mecliste yeterli çoğunluk var ama halk nezdinde de güven oyu alması ülkenin bir kez daha ayaklarını daha sağlam yere basarak yönetilmesi anlamına gelecek.”
“Kayseri ile Gaziantep karşılaştırması doğru değil”
“Kayseri ile Gaziantep’i karşılaştırmayı doğru örnek olarak görmüyorum. Çünkü Gaziantep’in büyümesinin en önemli nedeni Irak ve Suriye idi. Irak ve Suriye ile sınır ticareti çok üst düzeydeydi ve bölgede imalat yapan tek şehir olduğu için Gaziantep inanılmaz gelişti. Sadece imalatta değil, ticaret de Gaziantep’ten gerçekleştiği için Kayseri, Konya, Denizli ürünleri de Gaziantep üzerinden bölge ülkelerine sevk edildi. Bizim kendimizi daha doğru örneklerle kendimizi karşılaştırmamız lazım, bu reveranslar da Konya ve Denizli olabilir.”
“Dış ticarette Konya ve Denizli’den daha öndeyiz”
“Konya ve Denizli’den dış ticaret olarak daha iyi konumdayız. Ama imalat noktasında, özellikle Konya metal sektöründe çok ileride imalat yapıyor, teknolojisini de geliştirdi. Bizim kendimizi daha katma değerli ürünlere yönlendirmemiz gerekiyor. Çelik kapıda ne yazık ki çok ciddi bir katma değer görünmüyor.”
“Mobilya üretiminde tasarım ağırlıklı çalışmalara yönelmeliyiz”
“Kayseri mobilya üretimini geride bırakmalı görüşüne katılmıyorum. Kayserinin ve Türkiye’nin, gerek katma değerli ürün üretme, gerek markalaşma ve gerek dünya ticaretindeki payı açısından mobilyada alacağı daha çok yol var. Örneğin, arkadaşlarımız Milano’da mobilya fuarına katıldıklarında bir İtalyan firmasının 80bin, 100 bin Euro’ya sadece bir gardırop satabildiğini gördüklerini söylemişlerdi. Burada gardırobun fiyatını belirleyen elbette malzemesi değil, altına atılan imza. Kayseri sanayii başladığı noktada değil tabi ki; mobilyaya başladığı noktada da değil. Günden güne kendini geliştiriyor. Türkiye’nin mobilya markalarının çoğunun Kayseri’de olduğunu da görüyoruz. Bu markaları biraz daha katma değerli ürün haline getirmeliyiz. Bununla bağlantılı olarak mücadelemiz biraz daha Kayseri sanayiinde tasarıma ağırlık verilmesi yönünde. Metal sektöründe de yine daha katma değerli ürünler üretme çabası olmalı.”
“Elektrikli ev aletleri üretiminde Kayserinin önü açık”
“Kayserinin görünmeyen önemi bir üretimi de elektrikli ev eşyaları. Orada katma değerli ürün üretmede diğer sektörlere kıyasla daha iyi noktada. Dış ticaret noktasında da ciddi anlamda ön planda. Avrupa’ya da imalat yapılıyor, Türkiye’de üretim yapan büyük markalara da fason üretim yapılıyor. Elektrikli ev eşyalarında Kayserinin önü açık.”
“Kayseri metal sektöründe daha katma değerli ürünler üretmeli”
“Metal sektörü açısından risk olarak, daha katma değerli ürünlerin üretilmesi gerekliliğini; mobilya sektöründe de fırsat olarak tasarım ağırlıklı ürünler üretebilmek için hazır olan alt yapıya dahil edilecek birkaç dokunuşla ciddi sıçramalar yapılabileceğini söylemek mümkün.”
“Kayseri iş dünyası kuşak çatışması problemini aştı”
“Türkiye’de yüzde 90’ın üzerinde bir çoğunlukla firmalar yönetimlerini üçüncü nesle devretmiyor. Bu, kurumsallaşamamakla alakalı bir problem; sadece Kayserinin değil, ülkenin genelindeki bir problem. Batı’da bu böyle değil, firmalar profesyonel biçimde yönetiliyor. Kayseri’nin, özellikle son 15 yılda bu aile paradoksunu aştığı kanaatindeyim. Çünkü yeni nesil eğitimli geliyor. Yeni nesil, eskiden olduğu gibi; ‘babalar üretir, sonradan gelenler onun üzerine konar’ fikrinden ziyade, yapılmış olan nasıl daha iyi bir noktaya taşırım çabasında.”
“Aile paradoksunu kıramayan firmalar küçülmeye mahkum”
“Bu aile içi ilişkileri kıramayanlar da söz konusu. Sanayi devi firmalar ikinci nesli doğru yönlendiremediği için ya batma noktasına geliyor ya da kaydedeceği aşamaları kaydedemiyor. Ama bu paradoksu aşan; yönetimi gerek gençlere devretmede problem yaşamayan gerekse gençlerin profesyonel yönetime tabi olabildikleri işletmeler başarılı oluyor. Kayserinin de, Türkiye’nin de önde gelen firmaları olma yolunda ilerliyorlar. Simfer güzel bir örnektir. İlk nesil firmayı belli bir noktaya getirdi. İkinci nesil de, bir buhrana düşmesine rağmen firmayı bir dünya devi haline getirdi. İtimat Makine, Femaş da ikinci nesille ticari hayatına devam eden başarılı örneklerden. Diğer taraftan da, ikinci nesilde ortakların çocukları donanımlı gelmedikleri için, firmaları Türkiye’nin büyük sanayi kuruluşları arasına girmesi gerekirken Kayseri’deki ağırlıklarını bile düşük seviyelere çektiler.
“TÜSİAD patronlar kulübü, MÜSİAD’da genç bir ekip var”
“MÜSİAD’ın kuruluşundan itibaren genç bir ekiple hareket ettiğini görürüz. Ben MÜSİAD başkanı olduğumda 36 yaşımda idim. Genel Başkanımız Erol Yarar da bu organizasyonu kurduğunda 28 yaşında idi. Kayseri şube yönetiminin yaş ortalaması 40’ın altında. Genelde şubelerimizde bir gençleşme söz konusu. TÜSİAD patronlar kulübü, burada biraz daha CEO ya da KOBİ olarak değerlendirebileceğimiz pozisyonlardayız. Her biri firmasında gerek hissedar, gerek yönetici pozisyonunda olmasına karşın, TÜSİAD’da yönetimi devretmiş artık ülkenin sorunları ile ilgilenen bir kuşak görüyoruz.”
“MÜSİAD taşrada daha yaygın, TÜSİAD eliti temsil ediyor”
“MÜSİAD’ın TÜSİAD’dan asıl farklılığı taşra yapılanması ile etkin hale gelmesidir. Gerçi TÜSİAD’da sonradan farklı derneklerle birleşerek aynı açılımı yapmaya çalıştı. Anadolu’da 86 noktada temsil ediliyoruz. İl dışında ilçelerde temsilcilerimiz bulunuyor. Şubeleşme, temsilcilik ve temsilci noktasında faaliyet gösteriyor. Bu, tabana yayılmanın ve tabanın sizi kabul etmesinin bir sonucu. TÜSİAD tabana yayılmacı bir politikadan ziyade eliti temsil eden bir görünüm arz ediyor.”
“Bizimle birlikte olmayan herkes kabulümüz”
“Genel Başkanımız, İstanbul Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen önceki genel kurulumuzda, ilk kez kendisinden beklenmeyen bir sertlikte bir konuşma yaptı. Orada TÜSİAD’ı eleştirmişti. TÜSİAD, yönetim kurulu üyelerinden biri MÜSİAD ile bir araya gelmeyiz tepkisi vermişti. Ancak bu tepki başkan nezdinde bir tepki değildi. Genel Başkanımız da, ‘Bizimle beraber olmaktan çekinmeyen herkesle bir arada olabiliriz’ yorumu yapmıştı. Bu, şu demek; bizim sermayemizin bir rengi yok ama sizin sermayeniz beyaz ise ona diyebileceğimiz bir şey yok Biz yeşili de kabul ediyoruz, beyazı da kabul ediyoruz. Tabi ki siyahı kabul etmiyoruz. Bize gelecek sermayenin meşru ve kazancın helal yoldan kazanılması gerekiyor. Onun dışında büyüklüğü bizim için kriter değil. 100 bin TL cirolu firma da üyemiz olabilir, 10 milyar TL aktif büyüklüğe sahip firma da bizim üyemiz olabilir.”
“Beyaz sermaye bizimle olmaktan gurur duyuyorsa kabul ediyoruz”
“Beyaz sermayeden üye olma talebinde bulunanlar oluyor ama kriterlerimize uyuyorsa kabul ediyoruz. 90’lı yıllarda MÜSİAD üyesi iken daha sonra farklı bir organizasyona dahil olan bir grup sonrasında tekrar bize üye olma talebinde bulundu, hatta gazetelere, ‘yuvama geri döndüm’ şeklinde demeç verdi. Ama bizim genel merkezimiz tarafından, ‘Yuvanızı terk ettiğiniz tarihten itibaren burası sizin yuvanız değildir’ tekzibiyle üyelikleri kabul edilmedi. Biz, her geleni kabul etmiyoruz, bizimle olmaktan gurur duyacakları kabul ediyoruz. Burayı bir sığınma ya da bir riski bertaraf etme limanı olarak gören firma ve üyeleri MÜSİAD’a almıyoruz. MÜSİAD’a fayda sağlayacak olanları alıyoruz. Karşılıklı bir faydayı ön planda tutuyoruz.”
“MÜSİAD’ın Anadolu’daki gençlik aşısı tuttu”
“MÜSİAD’ın en önemli projesi Genç MÜSİAD. 18-30 yaş arası iş dünyasının gelecek temsilcilerini alıp bir okulda yetiştirdi bu proje ile MÜSİAD. Gen de bunun temsilcisiyim. İlk Genç MÜSİAD yapılanmasını Türkiye’de biz ve arkadaşlarımız oluşturduk. Bir kısım arkadaşlar yapıya dahil olmadı sonradan. Ama o okuldan yetişen arkadaşlar hem MÜSİAD üyeliği hem yönetim kurulu üyeliğine hem de benim gibi şube başkanlığına gelmeye başladılar. Bunun bir örneği bu dönem Konya’da da gerçekleşti. Dolayısıyla MÜSİAD’ın Anadolu’daki gençlik aşısı tuttu. Genç MÜSİAD projesi verimli biçimde devam ediyor. Bundan sonra da MÜSİAD başkanlarının, Genç MÜSİAD projesinde yer alarak bu kültürü öğrenen insanlardan olacağı kanaatindeyim.”
“MÜSİAD’ın ilk taşra yapılanması Kayseri’de gerçekleşti”
“Kayseri MÜSİAD ilk taşra yapılanması. Kurucu Başkanımız Erol Yarar, babası ile bir sohbette taşra yapılanmasından bahsederken babası, ‘Bir işin mayası Kayseri’de tutarsa Türkiye’nin her yerinde tutar’ diyor. Ve gerçekten bu iş ilk Konya, Ankara, Kayseri üçgeninde değerlendiriliyor. Diğer kentlerde başarılı olunmuyor ama Kayseri bu işi sahipleniyor ve bir dava şuuru ile bakıyor.”
“Kayseri’de ilk yapılanmayı rahmetli babam başlattı”
1991 yılında Kayseri’de, babam rahmetlik Ahmet Olgunharputlu başkanlığında, arkadaşları ile birlikte MÜSİAD’ın ilk taşra yapılanması gerçekleşiyor. Yalnız o zaman konjönktür şimdiki gibi muhafazakar insanları çok rahat bırakmıyor ve insanlar o dönemde MÜSİAD’a, iş insanı siyasi görüşünü çok da belli etmemeli şeklinde yaklaşıyor. Babam rahmetlinin ömrü, o dönemde şube açmak için gerekli olan o 100 üyeyi bulmaya vefa etmiyor. Büyükşehir eski Belediye Başkanımız Mehmet Özhaseki, şimdiki Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Çelik, önceki dönem Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’ün kardeşi Macit Gül ve Mustafa Tekelli ve arkadaşları bu davayı sahipleniyorlar. Bunlar ülkenin bildiği insanlar olduğu için adlarından söz ediyorum. Ve babam rahmetlikten sonra Mustafa Tekelli başkanlığında organizasyon devam ediyor. 1994 yılında Kayseri MÜSİAD ilk taşra şubesi olarak faaliyetine başlıyor.”
“Saltanat değil, vasiyet”
“İşe saltanat gözüyle değil vasiyet gözüyle bakıyorum. Aile işletmemiz bir mirastır, babamdan kalan artı değerler mirastır ama MÜSİAD bir vasiyettir. MÜSİAD, yerine getirilmesi gereken, kendisi açısından yarım kalmış bir görevdir. Babamın arkadaşları ve başkanlarımız ondan sonra şubeleşmeyi ve hizmetleri belli noktaya getirdi. Bu bir bayrak yarışı, her başkanımız bir önceki başkanımızdan aldığı bayrağı daha ileriye götürmüştür. Ben de Ahmet Çolakbayrakdar başkanımızdan aldığım bayrağı daha ileri noktaya götürmek için, arkadaşlarımızla beraber var gücümüzle mücadele edeceğim. Bizden sonraki arkadaşlar da, bizim belirli noktaya getirdiğimiz bayrağı ileriye götürecek. Hep, insanın kendisini geçmesinden gurur duyduğu tek kişi evladıdır, denir. MÜSİAD bu aile aidiyetini sahiplenir ve bayrak yarışını daha ileri götürmek üzere, önceki başkanlar da MÜSİAD’daki etkinliğini bırakmaz.” -İHA

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla