İnsan özellikle de Müslüman ne anlayacak, bundan ne mazeret beyan edecek?
Enam 22: “Unutma o günü ki onları hep birden toplayacağız, sonra da Allah’a ortak koşanlara, nerede boş yere davasını güttüğünüz ortaklarınız diyeceğiz.”
Enam 23: “Sonra onların mazeretleri, Rabbimiz Allah hakkı için biz ortak koşanlar olmadık, demekten başka bir şey olmadı.”
Kasas 62: “O gün Allah onları çağıracak. Benim ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz hani nerede diyecek.”
Kasas 63: “Aleyhlerine hüküm gerçekleşmiş olanlar, Rabbimiz şunlar azdırdığımız kimselerdir. Biz nasıl azmışsak onları da öylece azdırdık. Onları zorlayan bir gücümüz de yoktu. Zaten onlar aslında bize tapmıyorlardı, kendi arzularına isteklerine tapıyorlardı derler.”
Kasas 64: “Allah’a ortak koştuğunuz ortakları çağırın denir. Onlar da çağırırlar fakat kendilerine cevap veremezler ve azabı görürler. Ne olurdu dünyada iken doğru yola girselerdi.”
İbrahim 21: “Kıyamet gününde hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve zayıflar o büyüklük taslayanlara diyecekler ki; biz sizin tabilerinizdik şimdi siz Allah’ın azabından herhangi bir şeyi azabı günahı bizden savabilir misiniz? Onlar da diyecekler ki; ne yapalım Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi doğru yola iletirdik. Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü
bizim için sığınacak bir yer yoktur.”
Sebe 32: “Büyüklük taslayanlar zayıflara (güdenler güdülenlere) size hidayet (Kur’an) geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Bilakis siz suç işliyordunuz derler.”
Sebe 33: “Zayıf sayılanlar da büyüklük taslayanlara; hayır her gece gündüz işiniz tuzak kurmaktı. Çünkü siz daima Allah’ı inkâr etmemizi, Ona ortaklar koşmamızı bize emrederdiniz derler. Artık azabı gördüklerinde için için yanarlar. Biz de o inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar takarız. Onlar ancak yapmakta oldukları günahları yüzünden cezalandırılırlar.”
İbrahim 22: “Hesapları görülüp işi bitirilince, şeytan diyecek ki; şüphesiz Allah size gerçek olanı vaat etti. Ben de size vaat ettim ama, size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi inkâra çağırdım. Siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni kötülemeyin, kendinizi kötüleyin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Kuşkusuz daha önce ben, beni ortak koşmanızı reddettim. Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır.”
Şimdi konuyu biraz toparlamaya çalışalım. Benim kimseyle bir meselem yok, düşmanlığım da yok. Hele hele yazdıklarım içinde ismi geçenleri hiç tanımam. Alışverişimde yok. Maddi hiçbir alışverişim de yok. Sadece yazdıklarını, söylediklerini ben de sizler gibi okuyorum ve düşünüp değerlendiriyorum, kıyaslıyo-rum. Allah’ımızın Kur’an’da ki emirlerine uyuyor mu, çelişiyor mu? Hz Peygamber’imizin hayatında yaşadığı sünnetine koyduğu tavrına uygun mu? Onları kıyaslayıp karşılaştırıyorum.
Belki bazı yerlerde ve zamanlarda böyle tarikatlar kurulmuş, cemaatler oluşmuş bazı insanlar İslam’a davet edilmiş, görünürde insanlar, inandık ve Müslüman olduk demişler, hatta psikolojik olarak rahatlama da olmuş. Bunlar inkâr edilemez. Mesela Balkanlarda veya dünyanın ve ülkemizin değişik yerlerinde gerek siyasi, gerek devlet otoritesi hâkimiyeti olmuş. Yönetim kontrolünde olmuş. Bunların doğru veya yanlışlığını arayıp tartışmıyorum. Bu Kur’an açısından bakılırsa, inanç ve ibadet açısından bakılırsa bir yanlıştan diğer bir yanlışa geçmek olur. Bir batıldan diğer bir batıla geçiş olur. Tarikata girmemiş, tarikata inanmamış pek çok ilim ve irfan sahibi insanları ölümlerinden sonra tarikatçılıktan etkilenenler. Bunlarda tarikatçıydı gibi çeşitli yakıştırmayı yapmışlar sonradan yazdıkları kitaplarına geçirmişler.
Ali İmran 104: “Sizden hayra çağıran, iyiliği söyleyen ve kötülüğü de söyleyen bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”
Benim aradığım, “emri bil maruf nehyi anil münker”, iyiliği hatırlatın ve kötülüğü de hatırlatın. Buradan hareketle, Müslümanlara şirksiz bir imanın doğru olacağını hatırlatarak Müslümanlar da kurtulursa bundan sevinç ve mutluluk duyacağımı söylüyorum.
Yazık değil mi? Müslüman, “Ben Allah’a kul olayım ve ahiretimi kazanayım ve kurtulayım” diyor. Müslüman’ın bu gayret ve çabalarını boşa çıkartmasın diye hatırlatma yapıyoruz.
Nisa 48: “Allah kendisine şirk ortak koşulmasını asla bağışlamaz.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla