DİNDE ÖLÇÜ VE SINIR 8

“Muhakkak o Kur’an Kerim bir melekle Cebrail
ile gönderilen kelamdır.” (81 Tekvir 19)
İsteyenler 53/Necim suresi 5-6-7-8-9-10-11
81 Tekvir 19-20 den 29 uncu ayetlere bakarlar.
Hâlbuki Allah İsra suresinde, isra olayını anlatan
birinci ayette kendisinin eksik ve noksan
sıfatlardan uzak olduğunu açıklamasına rağmen,
bize anlatılan bu doğru âlimlerimiz! ülamamız!
Yanılmaz! Onlar, bu işi bilmiyorlar mı
diye şartlanmışlardır. Ölçü kaçmış, sınır aşılmış
umurla-rında değil. Herkes kendinden
sorumludur. Bu kadar ayet yetmiyorsa kendileri
bilirler. “Bir gecede kendisine ayetlerimizden
bir kısmını gösterelim diye kulunu
Muhammedi Mescidi Haram’dan çevresini
mübarek kıldığımız Mescidi Aksa’ya götüren
Allah noksan sıfalardan uzaktır. Allah geçekten
işitendir görendir” (16/İsra 1) ben bu farkı
anlatmaya çalışıyorum.Ben de bu insanların
içinde yaşıyorum, uzayda falan değilim. Konuştuğum,
görüştüğüm erkek, kadın pek çok
Müslüman insan var. Bana soruyorlar, anlatıyorlar.
Mesela, sabah namazının farzından
sonra ışıldak namazı diye bir nafile namaz kılın
diye söylüyorlarmış, bu doğru mu? diyorlar.
Sabah namazının farzından sonra güneş
doğana kadar hiçbir şekilde namaz kılınmaz.
İkindinin farzından sonra, akşamın farzı kılınana
kadar da namaz kılınmaz. Bunu anlatınca
bize sohbetlerimizde ders veriyorlar,
o zaman bu namazı niye kılın diyorlar diye
anlatıyorlar. Şimdi birilerini suçlayıp, iftira etmek
yerine, hakikaten bu zamanlar da nafile
namaz kılınır mı, kılınmaz mı? onu araştırın
diyorum.
Kabir, nur namazı, süt namazı, tevbe namazı,
istihare namazı, yolcu namazı, hacet namazı,
tesbih namazı velhasıl daha onlarca nafile
namaz, işi gücü bıraktırmışlar, varsa yoksa
da nafile namaz kıldırıyorlar. Bir de ayrıca şu
kadar yüz adet şunu, üç yüz adet şunu, beşyüz
adet şunu, tesbih çekeceksin diyorlarmış,
güya zikir yaptırıyorlarmış. Bunların toplamı
üç beş saati buluyor, hatta tesbihle şaşırıyorlarmış
da, yeni bir şey yapılmış, zikir matik
diyorlarmış, rakamları gösteriyormuş onu
kullanıyorlarmış. Bunların, bazı kişilerin yazdığı
kitaplarda yazıyor olması doğru olduğu
anlamına gelmez. Bu kitaplar Kur’an’a denkmi
ki? Bu kitaplarda yazılanlara uyulsun.
“Sizin dininize uyanlardan başka hiçbir kimseye
inanmayın. Rasülüm de ki, doğru yol
ancak Allah’ın yoludur.” (3/ Ali İmran 73)
“Hâlbuki okudukları kitaptan değildir. Allah’ın
emri olmadığı halde bu Allah’ın emridir
derler, onlar bile bile Allah’a iftira ediyorlar.”
(3/Ali İmran 78)
“Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar.”
(3/Ali İmran 83) “De ki: Ey kitap ehli dininizde
haksız yere haddi aşmayın, daha önceden
sapan birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan
uzaklaşan bir topluma uymayın.” (5/
Maide 77)“Bunun sebebi söz dinlememeleri
ve sınırı aşmalarıdır” (5/Maide 78)
“Allah’ın katında her şey ölçü iledir.” (13/
Rad 8)Bu ayetleri söyleyince bazıları da şöyle
diyor. Bazınız öyle diyor, bazılarınız başka
diyor. Biz de arada kaldık, hanginiz doğru
söylüyor? diyorlar. Aslında bu bir mazerettir.
Herkes dinini ondan bundan değil de kitabından
öğrenecek. İnsanlar pek çok kitap,
gazete, dergi okuyor, televizyon seyrediyor,
hatta Kur’an’ı Arapça okuyor. Güzel, fakat
şu öğretilse idi, Kur’an okunurken Arapçanın
yanında Türkçe mealinden okunması
da öğretilse, tavsiye edilse idi, Müslümanlar
kendileri gözleriyle okuyup, görüp anlasalardı.
Kur’an’da şu var mı biriniz şöyle diyor
biriniz böyle, bizde arada kaldık demezlerdi.
Mesela Fatiha suresini her gün, her namazın
(farz vacip sünnet) her rekâtında okuduğumuz
Elham Fatiha’da “iyyakenağbüdü ve iyyakenestaiyn”
derken Arapça okuyoruz ama
Türkçe anlamı ne diyor “yalnız Sana ibadet
eder, yalnız Sen’den yardım bekleriz” anlamını
anlayıp öğrenseydik, başkalarının sözüne
kanıp onlara teslim (ibadet) kulluk yapacağımıza,
yalnız Allah’ın sözüne teslim olur,
yalnız Allah’a ibadet eder, kulluk yapardık.
Yalnız Allah’dan dua ve yardım beklerdik,
Allah’ın dışında yatırlar, türbeler, şeyhler, veliler,
evliyalardan yardım beklemezdik.Onların
hatırına, onların yüzü suyu hürmetine,
şu işimizi şöyle yap deyip aracı koymazdık.
Şimdi bir soru soracağım. Sevabı nereden ve
nasıl alacağız? Doğru namaz mı kılmışız? Şirk
mi koşmusuz? Sevap yerine günaha mı girmişiz?
Okuduğumuz Kur’an’dan ne elimize
sevap geçmiş ki, onu geçmişlerimizin ruhuna
gönderelim. Kur’an kaynaklı konuşan herkes
ve diyanetin yetkilileri söylüyolar, aman türbelerden
yatırlardan medet ve yardım beklemeyin,
aranıza aracı koymayın, …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.