Çalışmak ve sürekli bir şeyler üretmek insanoğlunun fıtratında vardır ve böyle olması da gerekir. Bizleri diğer canlılardan ayıran yegane özelliğimiz çalışmak ve dünyaya yeni şeyler getirip yaratmaktır. Atalarımız da ‘’İşleyen demir pas tutmaz. ’’diyerek konuya açıklık getirmişlerdir.
Konuya giriş yaptıktan sonra aslında yazıyı “çalışmama” yada “çalışamama” psikolojisi şeklinde yazsam daha mı iyi olur diyerek bir kez daha düşündüm çünkü hepimizin de bildiği gibi ülkece yıllardır işsizlikle boğuştuğumuz bir gerçek ve yıllardır bu ülkemizin kanayan yarasına kökten bir çözüm bulamıyoruz. Neyse ben en azından çalışan kesime bir faydam olur mu diye düşünerek kendi araştırmalarım ve tecrübelerimle bu yazıyı kaleme aldım. Tarihsel süreçte Dünya’da çalışma yaşantısına baktığımızda konuyu sanayi devrimi ve öncesi şeklinde ele alırsak daha iyi olur çünkü devrim öncesinde ilkel olan iş yaşantısında insanların neler yaptıklarını bilmeliyiz.
***
Tarihsel süreçte Dünya’da çalışma yaşantısına baktığımızda konuyu sanayi devrimi ve öncesi şeklinde ele alırsak daha iyi olur. Çünkü devrim öncesinde ilkel olan iş yaşantısında insanların neler yaptıklarını bilmeliyiz. Devrim öncesi daha çok usta-çırak ilişkisi şeklinde mesleğin öğrenildiği bir dönemdir. Zaman içinde küçük işletmeler kuruldukça işçiler çalışma hayatına girmiş ve fabrikalarda kol gücüyle çalışan işçiler var olmuştur. Dönemde bu küçük işletme sahipleri işçileri yoğun şekilde sömürmüş ve sanayi devrimine zemin hazırlayacak sermaye birikimine ulaşılmasını sağlamışlardır, Hatta o dönemlerde işçiler o derece sömürülmüştür ki bir sosyal yaşantılarının olduğundan dahi söz edemeyiz . Sanayi sonrası dönem ise günümüz modern endüstri ve işletmeler dönemine gelene kadar sürecek bir gelişme dönemi yaşanmıştır.
Günümüz Türkiye’sine geldiğimizde iş yaşantısında bireylerin yaşadığı sorunlara bakmadan yine bir tarihsel değerlendirme yapmak ne kadar doğru olur? Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çalışma yaşantısı en zor olan kesim işçi kesimidir. İşcilerin psikolojilerinin sağlıklı ve normal olmasını beklemek zordu. Nitekim sabah yeraltına çalışmaya giren bir işçinin oradan sağ olacak çıkıp çıkamayacağı meçhuldür. Bu durumda sağlıklı bir insan psikolojisinden söz edemeyiz. Üstelik bu işçi emeğinin tam karşılığını alıyor mu tartışılabilir. İşçilerin haklarını savunma misyonunu üstlenen sendikalarda yeteri kadar faydalı olamıyorlar işçi sorunlarının çözümlenmesinde. Aslında 82 Anayasasıyla işçilerin hakları oldukça kısıtlanmıştır ve hala Anayasada gerekli değişiklikler yapılamamıştır. Hal böyle olunca sendikalarda tam olarak faaliyet gösterememektedir. Diğer iş kollarına baktığımızda kurumsal ve modern şirketlerde çalışan kişilerde departmanlarda ayrı ayrı uzmanlık alanları ve iş bilgilerine göre çalışmaktadır. Örneğin ast ve üst ilişkilerine rastladığımız bu gibi şirketlerde çalışan kişilerde de yoğun iş kaygısı ve stres görmek mümkündür. Özellikle kişinin üstünden azar yemesi, yerine yeni bir kalifiye eleman alınacağı fikri kişiyi sıkıntıya düşürmektedir. Aslında batı ülkelerindeki şirketlerde gördüğümüz çalışan verimini arttırmak adına iş sahipleri bir çok proje üretmektedir. Çalışan verimliliğini arttırmak için bazı durumlarda çalışanların psikolojisi durumdan olumlu şekilde etkilenebilmektedir. Şirketlere ve işverenlere bu konuda tavsiyelerde bulunulabilinir; çalışanların konu hakkında fikirlerinin alınması gibi..
***
Çalışma hayatında yaşanılan bir diğer durum ise ‘’yabancılaşma’’dır. Yabancılaşma kişinin dünyada etrafında olan bitenlere kayıtsız kalması, adeta toplumda kaybolup kamufle olmasıdır. Buna şöyle örnek verebiliriz, Sabah 8 akşam 5 çalışan bir kişi haberleri takip etmeyebilir, eşinin ve çocuğunun sorunlarına kayıtsız kalabilir, ülke gündemini takip etmeyebilir. Bu durumda kişi yabancılaşma yaşıyor demektir ve kişinin ruh sağlığı oldukça kötüye gidecektir. Bütün bu yazılanlardan sonra aslında biz iş stresiyle nasıl baş ederiz diye sorarsanız? Cevabım şöyle olacak; İş dışında sosyal yaşantımızı renklendirelim , akraba toplantılarını aksatmayalım, ailemize önem verelim ve en önemlisi iş yerinde pozitif olmaya ve doğru iletişim kurmaya özen gösterelim.. Unutmayalım biz pozitif olursak etrafımızdaki her insana bu enerjiyi geçirebiliriz. Etrafımıza pozitif enerji saçalım ve mutlu olalım..
AİLE DANIŞMANI-TERAPİST:SEBİHA ERGÜN

#sebihaergün #kayseridengepsikolojikdanışmanlık

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla