MEZHEP VE MEZHEPLER(3)

Hz. Peygamber (as)ın şöyle bir hadisi rivayet edilmiştir.
“Rabbim bana sadece namaz için abdest almamı emretti.”
“Yalnız namaz kılmak için abdest almakla emro-lundum.” (Ebu Davud Etime Tirmizi Şemail 89)
Nesh bir şeyi ortadan kaldırmak, başka bir şeyle değiştirmektir, bu anlamda vahyin son emirlerini getiren Kur’an, kendinden önce gelmiş olan kitapların hüküm ve ayetlerini nesh etmiştir. Allah’u Teâlâ, insanlığın medeni ve kültürel gelişmişliğine ve bu gelişmenin ortaya çıkardığı ihtiyaçlara uygun olarak, gerektikçe yeni kitaplar ve Peygamberler göndererek önceki kitapların ve Peygamberlerin getirdiği bazı hükümleri yürürlükten kaldırarak, yeni hükümler, ayetler getirmiştir. Mesele bu iken, ne yazıktır ki, çeşitli yazılmış kitaplarda, Kur’an kendi ayetlerini nesh etmiştir iddiaları yalanın büyüğüdür. Böyle bir şeyden ne Kur’an, ne de Peygamber (as) bahsetmemiştir. Allah’ın kitabındaki bazı ayetler diğer bazılarını nesh etmiş, hükümsüz kılmış, geçersiz yapmış demek Kur’an’ın ruhuna, Allah’ın emrine, Hz. Peygamber’in şahsına saygısızlık ve çelişmek, ters düşmek demektir. Ne yazıktır ki bazı tefsirlerde ve diğer bazı kitaplarda nesh vardır. Kur’an’ın bazı ayetleri bazı ayetleri nesh etmiştir diyorlar. Kimisi üç yerde, kimisi elli, bazıları da dörtyüz veya beşyüz yerde nesh vardır diyebilmişlerdir. Esasen söz konusu olan nesh değil de değişik konulara cevap verme zamanıdır. Kur’an’ın mucize oluşunun biri de budur? Her ayetin aynı anda bir topluma uygulanması olmayabilir. Bir topluma uygulanmayan bir ayet başka bir topluma uygulanabilir. Veya aynı topluma başka bir zaman uygulama imkânı doğabilir.
Kur’an’da anlamsız sırf, kalıp olsun diye inmiş ayetler yoktur ve olamaz. Hz. Peygamber için şunu söyleyenler, hadis ayeti nesh etti diyen zavallılar şunu bilmelidirler: Kur’an vahydir. Yani Allah’ın sözüdür, hadis veya sünnet Peygamber (as) in sözü veya yaptığıdır, vahy değildir. Çünkü Hz. Peygamber’de insandır. Kur’an’ın dengi Kur’an’dır, ayetin dengi ayet. Hadis ve sünnet Kur’an’ın ve ayetin dengi olamaz. Biri Allah’ın sözü, biri doğru da olsa insan olan Peygamber’in sözüdür. Nasıl olur da Allah’ın sözünü nesh eder. O zaman Allah unutmuş, yanlışlık yapmış, Peygamber onu düzeltmiş anlamı çıkar ve bu Allah’ın ilim sıfatına ters olur. Böyle düşüncelerden ve inançlardan Allah’a sığınırız. Hz. Peygamber yanıldığı zaman, Allah, Kur’an’da ayetle uyarmış ve doğrultmuştur.
Bunu şunun için açıklıyorum; Allah Peygamber’ini, ikaz etmiş, uyarmıştır. Peygamberler yanlışlığa düşerlerse Allah doğru olanla uyarır, ikaz eder, fakat diğer insanlar öyle değillerdir. İnsanlar oldum olası, ilahi hususlarda meselelerini büyütmüş, kendi kuruntularını karıştırmışlar ve zanlarıyla hareket etmişlerdir. Allah hep kolaylaştırdığı halde insanlar, kuruntularının sonucu olarak hep zorlaştırmışlardır.
Kur’an’ın Hz. Peygamber’i uyarmasıyla ilgili şu ayetlere bakalım;
“Allah seni affetti. Fakat doğru söyleyenler sana iyice belli olup, Sen yalancıları bilinceye kadar onlara niçin izin verdin?” (9/Tevbe 43)
“Küfrün belini kırıp yeryüzünde ağır basmadıkça hiçbir Peygamber’e esirleri bulunması yakışmaz.” (8/Enfal 67)
“Cehennem ehli oldukları onlara açıkça belli olduk-tan sonra, akraba dahi olsalar, Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne Peygamber’e yakışır nede inanan-lara.” (9/Tevbe 113)
Rivayetlerde Hz. Peygamber’in amcası EbuTalip için Allah’dan mağfiret dilemek istemiş, bunun üzerine bu ayet inerek Hz. Peygamber’i ikaz etmiştir. Bu konuyu ayrı bir bölüm olarak açıklamaya çalışacağım.
Orucunu kasten bozan bir kimse iki ay kefaret orucu tutar, diyenler Kur’an-ı tekrar tekrar okusunlar, ayetlere iyi baksınlar ne oruç tutmayanın, ne de orucu bozmanın iki ay kefaret orucu tutar diye Kur’an’da ve hadislerde yeri yoktur. Oruçla ilgili ayetler Bakara suresi 183-185 ve 187 nci ayetlerde orucun Allah’ın emri olduğu, önceki ümmetlere farz kılındığı, farz orucun Ramazan ayında tutulacağı (kaza orucunun ramazan dışındaki günlerde, nafile oruçları da ramazan dışındaki günlerde tutulur.) Ramazan ayında hastalık, yahut yolculuk sebebiyle oruç tutamayanların tutamadıkları gün sayısınca başka günlerde oruçlarını tutacakları açıklanıyor. Allah zorluk ve güçlük istemiyor kolaylık istiyor. Mazeretlerinden dolayı hastalık, ve doğal zorluklar gibi mazereti olanlar fidye verirler bir fakirin günlük yiyeceğini, kendi sofrasında bulundurdu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.