Tarikat yol demektir. Tarikatlar dinin emrimidir? Hayır. Kur’an’da ki farzlarda var mı? Yok. Kur’an böyle bir düşünceyi kabul etmemiştir.
Tevhidi korumak son derece çileli bir hayattır, iştir. Çünkü İnsanoğlu en çok bu dini alanda kandırılmaktadır. Şu bir gerçektir ki birçok insan imanla inadı birbirine karıştırıyor ve Allah’a ısnat (fatura) ettikleri inatlarını, hurafelerini, bidatlarını ne yazıktır ki iman zannediyorlar.
Yüce, Allah’ımızın yasakladığı, Hz. Peygamber’ imizin insan hayatından kovduğu ve bununla mücadelesini, ne yazıktır ki Müslümanlar ve insanlık anlamak istemiyor veya art niyetli İslam düşmanlarının hazırladığı tuzağa, ağa düşüyorlar. Pek çok kişi ne acıdır ki fark edemiyor. Tarikatçılar ve cemaatçiler de şu da var. Saf, temiz, iyi niyetli iman sahipleri, hocalarına, üstatlarına bağlanıyorlar, onlardan kötülük beklemiyorlar; onların dediklerini, yaptıklarını doğru zannediyorlar.
Art niyetli olmadıkları için, bir kötülük beklemiyorlar. Onlar ne derse sanki Hz. Allah’ın emri öyle, Hz. peygamber de öyle yapmış sanıyorlar. Şunu düşünemiyorlar: Şeytan ve yoldaşları olan küresel güçler, İslam düşmanları zaten insanı en fazla, tuzağa din alanında düşürüyorlar. Allah korusun imanları tehlikeye düşüyor veya iman elden gidiyor. Hz. Allah’ımız, Hz. Peygamber’imiz dâhil her insan hata yapabilir. Çoğu insan din düşmanlarının ve insan şeytanlarının vehimlerine kapılıp sıratı müstakimden (doğru yoldan) sapmışlar veya saptırmışlardır. Tarihte öyle insanlara rastlıyoruz ki âlim, üstad, hoca, veli, evliya, denen çok insan İslam düşmanları tarafından yetiştirilmiş tereyağından kıl çeker gibi Müslümanları dininden imanından etmişlerdir. Görünüşte namaz kılmaları, Hacca gitmeleri, Kâbe’yi tavaf etmeleri bir şey ifade etmiyor.
Bunu ben söylemiyorum Yüce Allah’ımız Kur’an da açıklıyor. Allah’a ortak koşulan lat, Menat, Uzza, Hubel vesair bunlar şirk oluyor da, mürşit, şeyh, efendi, veli, evliya, yatır, türbe, taş, ağaç, para kadın neyse, hangi nesne ise bunlar şirk olmuyor mu? Aracı, kurtarıcı, şefaatçi veya onların yüzü suyu hürmetine denilerek vesile kabul edilmiyor mu? Bunlarsız Allah’a varılmaz denilmiyor mu? -Değil bunları, Allah’ın koyduğu hükmü yanında, kendisine hüküm koyma hakkı tanımayan, ama hüküm koyma hakkı var denilen Peygamber’leri bile şirke bulaştırdıkları ortada.
Deniyor ki “Efendim biz böyle demek istemiyoruz” Hıristiyanlar kötü niyetle mi? Hz. İsa’yı Allah’a ortak koştular? Onlar da iyi niyetle yaptılar. Bunlar şirk oluyor da onlar neden olmasın? Atalarımız böyle yapmış, biz de böyle gördüysek hocadan, âlimden, üstaddan, şeyhden, veli ve evliyadan daha iyi mi biliyorsun gibi sözler bizi ve imanımızı kurtaramaz. Lat, Menat, Hubel, Uzza bunlar da geçmişteki kavimlerin insanların içinde yaşayan din büyükleri, alimleri, kurtarıcı olarak gördükleri, inandıkları insanlardı. Onlara verilen unvan ve isimlerdir. Bunları ayetlerle belgelemeye çalışacağız.
Tarikat, yol demektir. Bizim yolumuz fatiha suresinde 6. ayette açıklanmıştır. Allah’ımızın belirttiği yolu bile küçümsüyoruz veya az buluyoruz da başka yola yol diyoruz. Fatiha suresinde her namazın her rekâtında okuduğumuz elhamda ihdinassıratalmüs-takiym “Bize doğru yolu göster” diye dua ediyoruz. Doğru yol, İslam’ın Kur’an da açıkladığı yoldur ve Fatiha suresinin 7. ayetinde açıklanan yoldur. “Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu, gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil” diye namaz da dua ve zikir ediyoruz. Yani yüce Allah’ımız Kur’an da bize açıkladığı İslam yolu Kur’an yolu Hz. Peygamber’imizin de bize eksiksiz ve fazlasız tebliğ ettiği hayatında yaşayıp tavır koyduğu yoldur. Bu yol dururken niçin başka yola gidelim? Gidince ne oluyor bakalım.
1. Veli, evliya, ermiş, şeyh, üstad, yatır, türbe gibi nesne ve varlıklardan yardım isteniyor. Miftahut-Turuk tarikatlarının anahtarı kitabından örnek vererek bakalım. Yazarı Mustafa Yaşar Gölet Derevi Ankara Kandil matbaası 1985 basım. Şöyle diyor kitabın 24. sayfasında;Umumi müminlerin hayatta ve mematta diri ve ölü velilerin ruhuna Kur’an okuyup bağışlayabilir. yardımda istenebilir diyor yanlış. “Güzel ahlakı ile halkı irşad eden âlimler ve velileri sayesinde Allah ile kulları arasında vasıta oldukları mucibince…”deniyor. Sayfa 37 ve buna hadisi şerif diyor. Kaynak yok göstermiyor, gösteremez. Çünkü Hz. Peygamber’imiz peygamber olunca buna benzer şirk inancını insan hayatından kovmakla, görevlendirilmiştir.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla