Allah Kuran’da her Resulün, içinde
yaşadığı toplumun diliyle vahiy alıp
mesajı ilettiğine, bununda bir yaradılış
kanunu olduğuna dikkatimizi çekmiştir.
14 / İbrahim 4. “ Allah’ın emirlerini
insanlara iyice açıklasın diye her
peygamberini kendi kavminin diliyle
gönderdik Artık Allah dileyip isteyeni
saptırır, dileyip isteyeni de doğru
yola iletir. Çünkü Allah güç ve hikmet
sahibidir.” Ayet’ten anlaşıldığına
göre, peygamberler tarafından da kullanılmış
olsa, hiç bir dil kutsal dil veya
cennet dili değildir. Allah
katında bütün diller aynıdır.
Allah 6/ Enam 83, 84, 85, 86 ıncı ayetler
de 18 peygamberin isimlerini sayarak
Peygamber’imizin O peygamberlerin
yoluna uymasını emreder. 6/
Enam 90. “İşte, o peygamberler, Allah’ın
hidayet ettiği kimselerdir. Sen
de onların yoluna uy.” Bunca ayetleri
görmeyenler, Kuran dışı görüşlerini
meşrulaştırmak için, Kuran’ın zıddı
ve çelişen sözlerinin arkasına düşüp,
ona sahip çıkıyorlar da, Allah’ın emri
Kuran Ayetlerine sahip çıkmıyorlar.
Bunu fark edemeyen Müslümanlar
da ne yazıktır ki, bu tuzağa düşüyorlar.
Bunları açıklamak Peygamberi
küçültmek anlamına gelmez. Peygamberi,
Peygamberlik makamına uygun
görmek anlamına gelir. Çünkü Allah
Peygamberini böyle uygun makama
laik görmüştür. Bize düşen de Allah’ın
emrine uymaktır. Diğer görüşler delil
değil sadece zan ve söylentidir.
… TEVHİD VE HZ.
PEYGAMBER.
Günümüzün yanlış anlayışlarından
biri de, tevhit kelimesine yani kelimeyi
şahadete Hz. Peygamberin Allah’ın
kulu ve Resulü cümlesini eklemeyin
deniliyor. Sadece La ilahe illallah deyin
yeterlidir, Muhammedurresulullah
demeyin diyorlar. Bu doğru değildir,
çünkü biz değil, bunu Allah Kuran’da
açıklamıştır. 48/ Fetih 29. “ ( Muhammedurrasulullah)
Muhammed Allahın
elçisidir…” buyurarak Allah ile Muhammed
ismini yan yana Allah koymuştur.
Yani Allah ismi ile Peygamber
ismi yan yana gelmesi sakıncalı değildir.
Kelimeyi şahadette, Hz, Peygamberin
Allahın kulu ve Resulü olduğunu
bilerek söylüyoruz. Peygamberi
kul ve resullük makamında tutuyor
ve Allah’a eş koşmamış oluyoruz, yani
bütün insanlığa Peygamber, tanrı, ilah,
rab değildir sadece Allah’ın kulu ve
Resulüdür diye hatırlatıp haykırıyoruz.
Böylece, Yahudilerin ve Hıristiyanların,
gerek peygamberlerini, gerekse din
adamlarını tanrılaştırmalarının hatalı
olduğunu söylemiş oluyoruz. 9/ Tövbe
30. “ Yahudiler, Üzeyir Allah’ın oğludur
dediler. Hıristiyanlar da, Mesih
İsa, Allah’ın oğludur dediler. Bu onların
ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir.
Sözlerini daha önce kafir olmuş kimselerin
sözlerine benzetiyorlar. Allah
onları kahretsin, nasılda haktan batıla
döndürülüyorlar.” 57/Hadid 27. “ Sonra
bunların izinden ardı ardına peygamberlerimizi
gönderdik. Meryem oğlu
İsa’yı da arkalarından gönderdik, O’na
İncili verdik, O’na uyanların kalplerine
şefkat ve merhamet vermiştik. Uydurdukları
ruhbanlığa gelince, onu Biz
yazmadık, fakat kendileri Allah rızasını
kazanmak için yaptılar. Ama buna da
gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan
iman edenlere mükafatlarını verdik.
İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır.”
Ruhbanlık, Hıristiyanların ortaya
çıkarttıkları bir din anlayışı ve yaşama
tarzıdır. Önceleri dinlerinde ihlas
ve samimi olan bu insanlar sonradan
dünyanın bütün zevklerinden, fazla
yiyip içmekten, evlenmekten vazgeçerek,
dağlara, mağaralara, oyuklara
hücrelere sığınarak ibadetle meşgul olmuşlardır.

#kemalyavuz

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla